Hadis-i Şerifler

Tasnif Nedir Tasnif Çeşitleri Nelerdir

Tasnif Nedir Tasnif Çeşitleri Nelerdir Tasnif, tedvin’den sonra ele alınan hadis çalışmalarının müşterek adıdır. Kelimenin lügat manası bu çalışmaların mahiyeti hakkında bir fikir verir: Tasnif, sınıflara ayırmak, sınıflamak demektir. Yani, tedvin devrinde, sıhhat durumu ve ifade ettiği muhteva nazar-ı dikkate alınmadan yazıya geçirilmiş olan karma-karışık hadis malzemesinin, belli maksatlarla ayrılması, istenilen istikamette istifadeyi kolaylaştıracak şekilde yeni düzenlere, nizamlara sokulması, sistem kazandırılması demektir.

Tasnif Nedir Tasnif Çeşitleri Nelerdir

tasnif nedir tasnif çeşitleri nelerdir
Tasnif Nedir Tasnif Çeşitleri Nelerdir

Bu safhada yapılan işlemlere bazen tebvib dendiği ve bu safhanın tebvibü’s-sünne tabiriyle ifade edildiği görülür. Yine aynı safhanın, yakın manaya gelen ifrad kelimesiyle ifade edilerek ifradu’s sünne şeklinde ifade edildiği olmuştur. Tebvib, hadis malzemesinin bablar haline konmasını yani fıkhi konularına ayrılmasını, aynı mevzuya giren hadislerin bir araya getirilerek sunulmasını ifade eder.

İfrad ise, ferdlere ayırarak, tefrik etmek manasına gelir. Tebvib’de olduğu şekilde fıkhi ayırım manasına geldiği gibi, sahih-hasen-zayıf vs. ayrımı da ifade eder. Kütüb-i Sitte’nin te’lif vasfını bu kelime ile ifade daha uygun olabilir.
Ancak, bu safhadaki çalışmaları tasnif kelimesiyle ifade etmek daha uygundur. Zira tasnif, tebvîb’i de ifrad’ı da içine alacak daha umumî bir mana taşımaktadır.

Bu Safhanın Zamanı

Hadis tarihini ana hatlarıyla dört safhaya ayırırken, kabaca her safhanın bir asra tekabül ettiğini söylemiştik. O sırada da belirtildiği üzere böyle bir zamanlama, mevzuun umumi hatlarıyla şematize edilmesinden ibarettir. Mutlak durumu ifade etmez. Zira, yukarıda açıkladığımız manada tasnif faaliyetlerini, ikinci asrın birinci çeyreğinden başlatmak bile mümkündür.

Zira, ilk telif edilen eserlerden sayılan Mecmu’ul-İmam-ı Zeyd’de hadisler, fıkıh bablarına göre tanzim edilmiş durumdadır. Daha önce de kaydettiğimiz gibi, eserin müellifin Zeyd İbnu Ali Zeynelabidin İbni’l-Hüseyn İbni Ali İbni Ebi Tâlib’in vefat tarihi 122/739’dur. Keza ilk musannaf eser veren kimseler oldukları kabul edilen Abdü’l-Melik İbnu Cüreye ve Sad İbnu Ebi Arube, ikinci asrın birinci yarısına ait alimlerdir. İbnu Cüreye’in vefatı 150/767, İbnu Ebi Arube’nin vefatı 156/772’dir.

Bu devre, en kıymetli eserlerini üçüncü asır içerisinde Kütüb-i Sitte ile vermiş olmakla beraber, yine ravilerden, seyahatlerle, derlemek suretiyle ortaya konan Taberani’nin mu’cemleri örneğindeki bazı orijinal eserler göz önüne alınınca dördüncü hicrî asrın ortalarına kadar devam ettiği söylenebilir.

Tasnif Çeşitleri Nelerdir

Muhaddisler, tasnif safhasından itibaren, hadisleri farklı şekillerde tasnife tabi tutmuşlardır.

1- Ale’l-Ebvab Tasnif

Bu, hadislerin fıkhi bablara, yani, ifade ettikleri manalara göre tasnifini ifade eder. Yani, hadisler, belli bir meseleyi açıklamak, o meseleye delil olmak üzere zikredilir. Bu gruba giren eserler bazı farklı hususiyetler taşıyan camiler, sünen’ler, musannefler olmak üzere başka çeşitlere ayrılır.
Hemen kaydedelim ki, tehzib devrinde ortaya konacak olan müstedrek, müstahrec, zevaid ve cem kitapları da muhteva olarak ale’l-ebvab tertip sınıfına girer ise de “tasnif devri mahsülü” demek hatalı olur.

2- Ale’r-Rical Tasnif

Bu tasnif çeşidinde hadisler, ravilerinin adına göre yapılır. Ravi olarak Sahabeyi esas alan tasnifler olduğu gibi, eseri telif eden müellifi hadis aldığı şeyhleri esas alan tasnifler de olmuştur. Sahabeyi esas alanlara çoğunluk itibariyle müsned denmiş ise de mu’cem denen de olmuştur. Ancak şüyuhu esas alanlara muc’em denmiş fakat müsned denmemiştir. Nitekim Taberani, Ashab’a göre tertiplediği el-Mu’cemu’l-Kebîr’ini müsned diye isimlendirmemiştir.
Bazı alimler alel-rical tasnifin fıkhi maksatla yapılmadığını, hadisleri öğrenmek, daha doğrusu ezberlemek maksadıyla yapıldığını söylemiştir.
Müsned tarzında raviler, belli bir prensibe göre sıralanır. Sözgelimi, Ahmed İbnu Hanbel ve Ebu Davud et-Tayalisi, tasnifte esas aldıkları Ashab’ı fazilet sırasına göre tanzim ettikten sonra, her birinden rivayet edilmiş olan hadisleri, isimlerinin altına kaydetmişlerdir.

Mu’cem’lerde, müellifin şeyhleri alfabetik sıraya göre veya kabilelerine göre sıraya konduktan sonra her birinden alınmış olan hadisler alt alta kaydedilir.
Bu sistemde istenen raviyi bulmanın bile zorluğundan başka, herhangi bir konuya giren hadisleri bulmak çok daha büyük zorluk arzeder. Hadisler, konuları için aranmaları sebebiyle, bu tarzla ortaya konan kitaplar üzerinde müteakip çalışmalar yaparak ale’l-ebvab tanzime tabi tutulma ihtiyaç duyulmuştur.
Tasnif Devri’nde ortaya konan Ebu Ya’la el-Mevsili’nin (276/889) Müsned’inde bu ikisini birleştirir mahiyette bir yol tutulduğu görülür. Kitabını bab sistemine göre fasıllara ayırıp, aynı mevzuya giren hadisleri bir arada vermiş, her fasla giren hadisleri tanzim ederken de onları ravilerine göre kaydetmeyi esas almıştır.

Kaynaklar :
1- İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/145.
2- İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/145-146.
3- İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/146.
4- İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/146.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu