Sahabeler

Sahabenin İmanı ve Teslimiyeti

Sahabenin İmanı ve Teslimiyeti hakkındaki hadislere ve ayetlere hep birlikte göz atalım.

Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.(Enfal/2)

Sahabenin İmanı ve Teslimiyeti

hz. muaz eşine hediye almaması
Sahabenin İmanı ve Teslimiyeti

Halife Hz. Ömer (r.a.) sahabilerden Muaz bin Cebel’i zekât toplaması için görevlendirmişti. Hz. Muaz (r.a.) gittiği yerde topladığı zekâtın tamamını o kabilenin fakirleri arasında bölüştürdü ve Medine’ye eli boş olarak döndü. Kendisini karşılayan eşi:

  • Memurlar vazifelerinden dönerlerken eşlerine hediyeler getirir. Sen bize bir şey getirmedin mi? diye sordu. zekât malının emanet Olduğunun bilincinde Olan Muaz (r.a):
  • Yanımda beni sürekli kontrol eden koruyucu bir zat vardı. Bu yüzden sana hiç bir şey getiremedim, diye cevap verdi. Hz. Muaz bu sözüyle her şeyi görüp gözeten Allah’ı kastediyor ve zekat malına dokunulamayacağını ima ediyordu. Ancak onun bu nüktesini anlayamayan eşi, kızgın bir şekilde kocasına şunları söyledi:
  • Sen Hz. Peygamber’in ve Ebu Bekir’in güvendiği bir kimse olarak bilinirdin. Nasıl oluyor da Halife Ömer seni kontrol etmesi için yanına bir adam veriyor?

Hz. Muaz’ın eşinin bu sitemi bir süre sonra Halife Hz. Ömer’e ulaştı. O da Muaz bin Cebel’i yanına çağırttı ve ona:

  • Ben ne zaman seni kontrol etmesi için yanına bir memur verdim? diye sordu. Muaz (r.a.):
  • Ey Mü’minlerin Emiri! Eşimin elinden kurtulabilmek için böyle demekten başka bir mazeret bulamadım, karşılığını verdi.

Bunun üzerine Hz. Ömer durumu anladı ve gülerek ona bir şeyler verdi. Ardından da:

  • Git, bunlarla eşinin gönlünü al, dedi.93

Peygamberimizin arkadaşları olan sahabiler, Allah’ın varlığına kesin olarak inandılar. Bu hususta asla şüpheye düşmediler ve bunu hayatlarında iman ve teslimiyetleriyle gösterdiler. Yukarıda anlattığımız Muaz bin Cebel’in Allah inancını ve şuurunu diğer birçok sahabenin hayatında da görmemiz mümkündür. Bu örneklerden biri de Hubeyb bin Adiy’in teslimiyetidir.

Hubeyb bin Adiy’in Teslimiyeti

Peygamberimiz, Uhud Savaşı’ndan sonra aralarında Hubeyb bin Adiy’in de bulunduğu bir grup sahabeyi İslâm’ı öğretmek amacıyla görevlendirmişti. Ancak seçkin hafiz sahabilerden oluşan irşat heyeti, Reci Kuyusu yakınlarında tuzağa düşürüldü. Hz. Hubeyb ve Zeyd bin Desinne’nin dışında tüm sahabiler şehit edildi. Bu iki sahabe ise esir olarak Mekke’ye götürüldü.

Hz. Hubeyb, Mekke’de bir eve hapsedildi. Müşrikler ona eziyet edip öldürmeye karar vermişlerdi. O da derin bir sabır ve tevekkül içinde Allah’a kavuşacağı günü bekliyordu. Nihayet idam edileceği gün gelmişti. Bu durum kendisine haber verilince en küçük bir üzüntü ve endişeye kapılmadı.

Mekkeliler onu bulunduğu yerden çıkarıp idam edecekleri yere kadar götürdüler. Hz. Hubeyb, gayet vakur bir şekilde yürüyordu. Müşrikler idam sehpasını kurmuş, sevinç ve merak içinde onu bekliyorlardı. Kadın, çocuk, genç, yaşlı herkes onun idam edilişini görmek için gelmişlerdi.

Hz. Hubeyb (r.a.) o güne kadar müşriklerden hiçbir şey istememişti. Ancak şimdi bir talebi vardı: “Bırakın da idam edilmeden önce iki rekât namaz kılayım.” dedi. Müşrikler ona müsaade ettiler. Hz. Hubeyb de, huşu içinde iki rekât namaz kıldı. Kıldığı bu son namazdan öylesine zevk almıştı ki namazını bitirdikten sonra müşriklere dönerek, “Vallahi eğer ölümden korktu da namazı uzattı demeseydiniz, daha çok namaz kılardım” dedi.

Nihayet müşrikler, Hz. Hubeyb’i darağacına bağladılar. Ardından da ona belki imanından vazgeçer düşüncesiyle:

  • Muhammed’in dinini terk et ki senin hayatın bağışlayalım, dediler.

Hz. Hubeyb, gayet ciddi ve vakur bir eda ile gürledi:

  • Hayır, Allah’a yemin olsun ki asla dinimden dönmem. Bütün dünyayı bana verseniz yine inancımdan vazgeçmem.

Müşrikler bu cevaba kızarak ve onunla alay ederek şöyle seslendiler:

  • Şimdi senin yerine Muhammed’in öldürülmesini, sen de evinde eşinin ve çocuklarının yanında olmayı isterdin, değil mi?

Allah’a ve Hz. Peygamber’e gönülden teslim olan Hz. Hubeyb, canilere şu cevabı verdi:

  • Vallahi Peygamberimin ayağına bir diken batmaktansa, canımı feda etmeye razıyım! Allah yolunda imanımdan dolayı öldürülecek olduktan sonra hayatımın hiçbir önemi yoktur.

Hz. Hubeyb’in inancına bağlılığı ve kararlılığı müşrikleri çıldırttı ve nihayet ellerindeki mızraklarla ona hücum ettiler. O ise yüzünü Kâbe’ye dönmüş, Allah’a dua ediyordu: “Allah’ım! Hâlimi, selamımı Resulü’ne ulaştır.”

Peygamber Efendimiz o sırada Medine’de ashab-ı kiram ile beraber sohbet ediyordu. Birden vahiy geliyormuş gibi bir hâl oldu. Allah Resulü (s.a.v.), “Ve aleyhisselâm” dedi. Sahabiler şaşkınlıkla “Ya Resulallah! Kimin selamını aldın?” diye sordular. Peygamberimiz, “Kardeşiniz Hubeyb’in selamını… Müşrikler onu şehit ettiler.” buyurdu.

Allah Teâlâ, Hz. Hubeyb’in duasını kabul etmiş ve onun selamını Cebrâil vasitasıyla Hz. Muhammed (a.s.)’e ulaştırmıştı. Böylece Hz. Hubeyb (r.a.) Allah’a imanından vazgeçmemiş ve Hz. Peygamber’e olan teslimiyetinden taviz vermemişti. Bunun karşılığında Allah ona şehadeti nasip etti ve onu cennetine aldı.94

Hz. Yasir ve Ailesinin İmanı

Sahabe-i Kiram’ın iman ve teslimiyetlerinin örneklerinden birini de Yasir ailesinde görmekteyiz. Sahabeden Hz. Yasir, eşi Sümeyye ve oğulları Ammar müşriklerin ağır işkencelerine uğramalarına rağmen imanlarından vazgeçmeyen örnek mü’minlerdi. Nitekim Mekke döneminin zorluklarla geçen günlerin birinde Peygamberimiz (a.s.) Yasir ailesinin çektiği sıkıntılara şahit olunca üzülmüştü. işkence ve eziyetlerden bunalan Hz. Yasir (r.a.), Peygamberimizi görün ona şöyle seslendi:

  • Ya Resulallah! Hayatımız hep böyle işkence ile mi geçecek?

Peygamber Efendimiz de Yasir ailesine moral vermek istedi ve şu müjdeyi verdi:

  • Sabredin ey Yasir ailesi! Şüphe yok ki sizin mükafatınız Cennet’tir.95

Bu müjdeye gönülden iman eden Hz. Yasir ve eşi Hz. Sümeyye, müşriklerin Allah’ı inkâr etmeleri için yaptıkları tüm işkencelere sabırla direndiler ve İslâm’ın ilk şehitleri oldular.

Enes bin Nadr’ın Cennetin Kokusunu Alması

Sahabe-i Kiram’ın ahiret inancı da kesin bir imana dayanmaktaydı. Onlar hiçbir zaman ahiretin, cennet ve cehennemin varlığı hususunda şüpheye düşmediler. Her zaman bu bilinç üzere yaşadılar. Örneğin; Enes bin Nadr’ın Uhud Savaşı’nda, “Ben cennetin o güzel kokularım hissediyorum. Bu koku, Uhud dağı eteklerinden gelmektedir,” sözü sahabilerin ahirete nasıl iman ettiğini gösteren örneklerden sadece biridir.

Enes bin Nadr, bu inanç ve azimle cihad etti, sonunda da şehit olarak Rabb’ine kavuştu. Yine aynı savaşta Peygamberimiz(A.s) ağır bir şekilde yaralanan Sa’d bin Rabi’in yanına Zeyd bin Sabit’i göndermişti. Hz. Zeyd(r.a) Sa’d bin Rabi’nin yanına gelerek ona:

  • Ey Sa’d! Hz. Peygamber (s.a.v.) sana selam ediyor ve nasıl olduğunu soruyor! dedi.

Hz. Sa’d (r.a.) ise şu cevabı verdi:

  • Hz. Peygamber’e, cennetin kokusunu almakta olduğumu söyle!96

Yukarıda verdiğimiz örneklere Ashab-l Kiram’ın hayatında çokça rastlamak mümkündür. Bu örnekler, onların Allah’a ve ahirete nasıl kesin olarak iman edip teslim olduklarını göstermektedir. Dolayısıyla bir mü’min, Allah’a şeksiz şüphesiz iman edip güvenmeli, onu her şeyden üstün tutmalı ve gerektiğinde Allah için her şeyden vazgeçebilmelidir.

Sahabenin dünya ve ahiret algısını gösteren güzel örneklerden biri de Hz. Peygamber ile Hz. Muaz arasında geçen şu konuşmadır:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün yanına gelen Hz. Muaz’a:

  • Ey Muaz! Dün gece nasıl sabahladın? diye sordu. Onun:
  • Allah’a iman ettiğim hâlde sabahladım, demesi üzerine Peygamberimiz:
  • Ey Muaz! Her sözün bir hakikati vardır. Söyle bakalım bu sözünle ne kastediyorsun? buyurdu. Bunun üzerine Muaz (r.a.) şunları söyledi:
  • Ey Allah’ın Resulü! Sabah uyandığımda akşama, akşama kavuştuğumda da sabaha ulaşamayacağımı düşünüyorum. Bir adım attığım zaman onun ikincisini atamayacağımı aklımdan çıkarmıyorum. Cehennemlikleri cezalarıyla, cennetlikleri de mükâfatlarıyla beraber görür gibi oluyorum.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şöyle buyurdu:

  • Sen durumu anlamışsın. Sakın ondan ayrılayım deme!97

Sahabenin Allah’ın Emirlerine Hemen Uyması

Sahabe-i Kiram, Allah’ın emirlerine uyma hususunda da hassas idi. Örneğin içkiyi yasaklayan ayet geldiği zaman onu hemen bırakmış, ellerindeki içkileri dökmüşler ve bir daha içkiye yaklaşmamışlardı. Bir ayet geldiği zaman ona hemen uyarlar ve bu hususta asla tembellik ve ihmalkârlık göstermezlerdi.

Peygamberimiz (a.s.) ve Sahabe-i Kiram’ın hayatı, Allah’a nasıl iman etmemiz gerektiğini gösteren örneklerle doludur. Bu nedenle onların hayatım okumak, yaşayışlarından örnek almak biz Müslümanlar için hem bir ihtiyaç hem de bir görevdir.

Kaynaklar

93- Muhammed YusufKandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, C 3, s. 301-302.
94- Buhari, Megazi, 30.
95- Buhârî, Edebü’l-Müfred, s. 74.
96- Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatuk-Sahabe, C 3, s. 330-332.
97- Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, C 3, s. 295.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu