Hayatı

Peygamber Efendimizin Kuran Okuması ve Dinlemesi

Peygamber Efendimizin Kuran Okuması Efendimiz ve Kur’ân-ı Kerim ayrılmaz bir bütün gibidir. Kâbe’yle birlikte bu üç varlık kâinatın ana direklerini, hayatın hayam, gökler ötesi âlemlerle bağlantı noktaları ve vasıtalarını, gayb alemlerinin dünyadaki iz düşümlerini, dünya ve ötesinin ayakta durması İçin olmazsa olmaz üç temel dayanağı ve üç dostu, üç sevgiliyi oluştururlar.

Peygamber Efendimizin Kuran Okuması

peygamber efendimizin kur'ân okuması
Peygamber Efendimizin Kuran Okuması

Cenab-ı Hakk’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerim okumak, üstün fazilete sahip bir ibadettir. Hatta İbnu’l-Cezerî (833/1429) Kur’ân okumayı selef âlimlerinin (nafile) ibadetler içerisinde birinci sıraya koyduklarını ifade eder.22

Nitekim ayetlerde müminlerin üstün ve karlı olanlarının özellikleri arasında Kur’ân okuma başlarda sayılarak şöyle denmektedir: “Allah’ın Kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir ticaret umarlar.” (Fatır, 35/29)

“Ehl-i Kitap içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır.” (Al-i İmran, 3/113)

Kur’ân Okumanın Fazileti

Kur’ân okumanın fazileti, sözlü sünnette de dile getirilmiş ve fiili sünnetle bu fazilet vurgulanmıştır. Birkaç örnek verelim :

“Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’ân okumaktır.”23

Sahabeden bir şahıs:

“Ey Allah’ın Resûlü! Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir diye sordu. Hz. Peygamber,

‘”Konup göçendir.” cevabını verdi. Adam:

“Konup göçen kimdir?” diye sorunca,

“Kur’ân’ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince de tekrar başlayandır” cevabını aldı.24

“Allah evlerinden bir evde, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onlan kendi katında bulunanlara överek anlatır.”25

“Üç zümre vardır ki, onları kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah’ın rızasını kazanmak için Kur’ân okuyan kimsedir “26

Ayrıca Efendimiz, Kur’ân okuyan mümini hem kokusu he de tadı güzel olan turunca27 benzeterek onun meleklerle berabeber olacağını belirtir.28

Ayet ve hadislerde bu kadar titizlikle üzerinde durulan Kur’ân Müslümanlar tarafından hassasiyetle okuna gelmiştir.

Kur’ân Kerim’in Daha Çok Geceleri Okunduğu Görülmüştür

Kur’ân’ı Kerim’in daha çok geceleri okunduğu görülmüştür. Gecenin tercih edilmesi, Cenab-ı Hakkın “Geceleyin Onunla (Kur’ân) tehcccüd kılmak için kalk”(isrâ, 17/79) fermanına dayanıyor olmalıdır. Bu ayeti Nahcivanî (920/1514) şöyle açıklar: “Gecenin derinliklerinde, kalbin, bütün meşgale ve eğlencelerinden uzak kaldığı anlarda, kişinin okuduğu Kur’ân, nefse ağır ve vücuda yorucu gelse bile, daha etkili olur ve kalbe yerleşir.”29

Meşhur müfessir Hâzîn (725/1324) ise, “Gecenin yarısında kalk (namaz kıl), yahut bundan biraz eksilt. Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’ân oku.”(Müzemmil, 73/34) ayetinin tefsirinde şöyle der: “Allah gece namazını emredince peşinden Kur’ân okumayı zikretti. Efendimize, okuyacağı Kur’ân’ı yavaş yavaş okumasını emretti ki, kalbi tam bir huzura kavuşsun, ayetlerin manalarını düşünsün, istiğfar ayetlerini okuduğunda istiğfarda bulunsun, vaad ve veîd ayetlerini okuduğunda korku ve ümit meydana gelsin, kıssa ve darb-ı meselleri okuduğunda ibretler alsın, böylece kalbi Allah’ın marifetiyle nurlansın.”30

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de gece Kur’ân okumaya teşvik ederek “Kur’ân öğrenin ve okuyun. Çünkü Kur’ân öğrenip okuyan ve gecesini onunla ihya eden kimse, misk dolu ve kokusu her tarafa yayılan kap gibidir.”31 der.

Abdulah b. Amr’ın rivayet ettiği hadiste Kur’ân öğrenip gece gündüz okuyana da haset edilebileceği belirtilirken, diğer bir hadiste, “Kim gece on ayet okursa gafillerden sayılmaz. Yüz ayet okuyan kânitînden, bin ayet okuyan ise mukantarînden sayılır.”32 der.

“Kıyamet günü Kur’ân, ‘Ya Rabbi! Ben bu şahsı, beni okuduğu için gece uykusuz bıraktım, izin ver ona şefaat edeyim.’ diyecektir.”33 şeklindeki hadis de, gece Kur’ân okumayı teşvik eden beyanlardandır.

Peygamberimizin Sahabeyi Ziyaretleri

Evs b. Huzeyfe es-Sakafi (radıyallahu anlı) anlatıyor: “Biz, Saki kabilesinin temsilcileri olarak Allah Resûlüne gelmiştik. Orada Benû Sa’d, Muğire b. Şu’be’nin evine konuk olmuş; Malikoğulları İse Allah Resûlünün mescidine kurulan çadırda misafir olmuştu. O günlerde Allah Resûlü her gece yanımıza gelir ve yatsı namazından sonra bize sohbet ederdi.

Bazen, ayakta çok durduğundan ayak değiştirmek durumunda kalırdı. Bize bahsettiği konulardan biri, Kureyş’le ilgili yakınmaları idi. Şöyle dedi: ‘Bizler Mekke’de iken zayıf idik ve ezilen bir toplum durumundaydık. Ama Medine’ye geldikten sonra, onlardan öcümüzü aldık. Kâh biz onları mağlup ettik, kâh onlar bizi.’

Bir gece, her zaman geldiğinden daha geç vakitte yanımıza gelince sorduk: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bu gece, neden her zamanki vakitte gelemediniz acaba?’ Allah Resûlü şöyle buyurdu: ‘Birdenbire, Kur’ân’dan okumam gereken hizbim hatırıma geldi. Onu okuyup bitirmeden çıkmak istemedim.’

Hizipler Nasıl Oluşturuluyor

hizipler nasıl oluşturuluyor
hizipler nasıl oluşturuluyor

Sabah olunca Allah Resûlünün yakın sahabilerine, Kur’ân hiziplerini nasıl oluşturduklarını sorduk. ‘Kur’ân’ı; üç, beş, yedi, dokuz, on, on bir ve on üç kısma ayırıyoruz. Ayrıca Hucurat Sûresi’nden aşağısı da bir hizip oluyor.’ dediler.”34

Kur’ân’ı, sevgilinin sözlerini dinleme iştiyak ve zevkiyle okuyan marifet ehli; kalbi masiva kirlerinden temizlenen kişinin, Kur’ân okumaktan hiçbir zaman bıkmayacağını, Kur’ân ezberlemeyen müridin çok eksik olacağını ve Kur’ânsız münacaat yapılamayacağını belirtmişlerdir.35

Ebû Süleyman ed-Daranî ‘Bazıları Kur’ân okurken düşünür ve ağlar, bir kısmı Kur’ân okurken düşünür ve nara atar, üçüncü kısım ise Kur’ân okurken düşünür ama ne nara atar ne de ağlar, sadece hayret içinde donakalır.” diyerek gece ehlini üç sınıfa ayırmış, bu üç hâlin oluşma nedenini soranlara İse, “bunu açıklamaya gücüm yetmez.” cevabını vermiştir.36

Marifet ehlinin Kur’ân okumaya bu derece önem vermesinin nedeni, Allah rızasına nail olmakla birlikte marifet ilmini elde etmektir. Çok tefekkür ve tekrarla okunan Kur’ân sayesinde, kalbe marifet kapıları açılır ve her ayetten, bazen bir kelimeden, birçok mana çıkarma imkânı elde edilir.

“Kur’ân’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var?”(Muhammed, 24) ayetini zikrettikten sonra Serrac (378/988): “Kalplerin kilitleri, günahtan, dünya sevgisinden, uzun gafletten, hırstan, övülmeğe düşkün olmaktan ötürü kalplere çöken paslardır. Tevbe ile kalbin pası silinince gaypten kalbe nurlar doğar, o kimse kalbinden taşan hikmetleri söyler.

Allah’ın Resûlü’ne uyarak içini dışını temizleyip bildikleriyle amel edenleri Cenab-Hak, bilmedikleri ilme muttali kılar ki, bu işaret ilmidir “37 der. Onun için tasavvuf ehlinin yaptığı tefsirlere, dirayet ve rivayet tefsirlerinin yanında üçüncü bir şık olarak işari tefsir denmiştir.

Efendimiz, (sallallahu aleyhi ve sellem) sadece namazda veya edindiği hizipler şeklinde Kur’ân okumuyordu. O değişik vesilelerle veya günün belli vakitlerinde fırsat buldukça yine Kur’ân okurdu.

Meselâ Hz. Aişe validemiz, O’nun yatmadan önce yaptığı dua ve uygulamayı şu şekilde anlatmaktadır: “Allah Resûlü her gece yatağına girdiğinde iki elini birleştirir, onlara üfler, İhlâs, Felak ve Nas sürelerini okur, sonra da başından başlayarak, vücudunda ulaşabildiği her yere elini sürer ve bunu üç defa tekrar ederdi.”38

Ukbe b. Âmir (r.a) ise Efendimiz’in şu tavsiyelerini bize aktarmaktadır: “Allah Resûlü ile görüştüğümde bana şöyle demişti: ‘Senden ilişkisini kesenle sen münasebet kur, sana vermeyene sen ver, sana haksızlık edene af ile muamele et.’

Daha sonra yine görüştüm ve bu kez bana şöyle dedi: ‘Bak Ukbe b Amir, sana şimdiye kadar Allah’ın ne Tevrat’ta ne İncil’de ne de Zebûr’da indirdiği sûreleri öğreteyim mi? Her gece onları mutlaka oku. İşte o bahsini ettiğim sûreler; İhlâs, Felak ve Nâs Sûreleridir.’ Allah Resûlü, bana bu sûrelerİ okumamı emrettiğinden beri hiç terk etmedim. Zaten, okumayı terk etmek de bana yakışmazdı.”39

Peygamber Efendimizin Kur’ân Dinlemesi

Kur’ân dinlemek, sevap olduğu gibi ayrı bir ruhanî zevktir de. Bilindiği gibi Kur’ân tecvit kurallarına uygun bir şekilde, hele bir fem-i muhsinden dinleniyorsa ayrı ve büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. Tarih boyunca güzel Kur’ân okuma teşvik edilmiş ve konu başlı başına uygulamalı bir ilim dalı hâlini almıştır.

Mısırlı Kur’ân hafızlarının güzel okumaları şu darb-ı mesele konu olmuştur: “Kur’ân Mekke’de İndi, Kahire’de okundu İstanbul’da yazıldı.” Kur’ân tilaveti Müslümanlar tarafindan hiçbir zaman musiki olarak kabul edilmemekle birlikte, İslam dünyasının her köşesinde, her seyirci topluluğuyla ve hemen her çevrede okunmaktadır.

Müslüman olmayan ülkelerde ise, İslam’ın yayıldığı ilk dönemlerde olduğu gibi başlı başına bir hidayet vesilesi olmaktadır. Nice gönüller Kur’ân dinleyerek Hakk’a uyanmaktadır.

Efendimiz (sallaııahu aleyhi ve sellem) de Kur’ân’ı okumanın yanı sıra bazen başkasından da dinlerdi. Konuyla ilgili bir rivayet şu şekildir:

Abdullah b. Mesud anlatıyor: “Allah Resûlü bana hitaben: ‘Bana Kur’ân oku.’ dedi. Ben, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Kur’ân sana indirilmiş olduğu hâlde, ben mi sana Kur’ân okuyayım?’ deyince, ‘Onu başkalarından dinlemek hoşuma gider.’ buyurdular. Nisâ Sûresi’ni okumaya başladım. “Ey Resûlüm! Her ümmetten, haklarında tanıklık edecek bir şahit (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara (ümmetine) şahit olarak getirdiğimizde, bakalım onların hâli nice olacak?”(Nisâ/41) âyetine geldiğimde, Allah Resûlü ‘yeter’ dedi ve yüzünü diğer tarafa çevirdi. Baktım ki, gözlerinden İnci gibi yaşlar dökülüyordu.”40

Kaynaklar :

  • 22 ibnu’l-Cezerî, en-Neşr, I, 3.
  • 23 Münavi, Feyzu’l-Kadir, II,44.
  • 24 Tirmizi, Kur’an 11; Darimi, Fedailu’l-Kur’an, 23.
  • 25 Ebu Davud, Vitir,14; Tirmizi, Kur’an, 10; İbn Mace, Mukaddime, 17; Müsned, II, 252, 447.
  • 26 Taberani’den naklen Münziri, Tergib, I, 311.
  • 27 Buhari, Et’ime, 30, Fedaiul’l-Kur’an, 17, 36; Müslim, Müsafirin, 243.
  • 28 Buhari, Fedailu’l-Kur’an, 17.
  • 29 Nahcivani, Fevatih, II, 455.
  • 30 Hazin, Lübabu’t-Te’vil, IV, 165.
  • 31 Tirmizi, Edep, 79.
  • 32 Kânitîn: Geceyi ibadetle geçiren kişiler; Mukantarîn: Çok sevap elde edenler. Ebû Dâvûd, II, 57 (1397); DarimÎ, Fedailu’l-Kur’ân, 30.
  • 33 Müsned, II, 174.
  • 34 El-Hindi, Kenzu’1-Ummâ1, 11, 467.
  • 35 İbn Recep, Camiu’1-U1um ve’l-Hikem, 11, 343.
  • 36 Ebû Nuaym, Hilye, X, 20.
  • 37 Serrac, el-Luma’, 147,148.
  • 38 BuhârÎ, Fedailu’l-Kur’ân, 14, TirmizÎ, Dua, 21.
  • 39 Müsned, IV, 148.
  • 40 İbn Kesir, el-Bidaye, VI, 59.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu