Hayatı

Peygamber Efendimizin Gece Yaptıkları

Gece vakti, hem kışı hem kabri hem de âlem-i berzahı hatırlatarak insan ruhunun Allah’ın rahmetine ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatır.

Peygamber Efendimizin Gece Yaptıkları

Gece kılınacak teheccüd namazı, kabir gecesinde ve berzah karanlığında önümüzü ve evimizi aydınlatacak vazgeçilmez ışık kaynağımız olacaktır.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) günün son dilimi olan gecelerini de engin bir ibadetle geçirmekteydi. Tafsilatını ilgili eserlere havale ederek Hz. Aişe Validemizin şu müşahedelerini nakletmek istiyoruz: Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gece ayakları şişene kadar namaz kılardı. Kendisine, “Ey Allah’ın Resûlü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır. (Fetih/2)

Buna rağmen ibadet konusunda niye kendini bu kadar zorluyorsun?’ denilince, “Ben Allah’ın bu mağfiretine karşı şükreden bir kul olmayayım mı?” cevabını verirdi “20

Tabiînin büyüklerinden Ata b. Rebah bir gün Hz. Âişe’ye, “Allah Resûlünün sizi hayrette bırakan bir halini bize anlatır mısınız?” diye istekte bulununca, Hz. Aişe, “O’nun hangi hali hayrette bırakmıyordu ki?” dedi ve ekledi: “Bir gece odama geldi. Benimle yatağıma girdi. Sonra ‘Beni bıraksan da Rabbime kulluk etsem…” dedi. Kalktı, abdestini yeniledi ve namaza durdu. Kıyamda öyle ağladı ki, gözyaşları göğsüne damlıyordu. Rükuya varınca da uzun uzun ağladı. Secdede bu hal devam etti. Ağlaması, sabah namazını haber vermeye gelen Hz. Bilal’in seslenmesine kadar sürdü.

Peygamber Efendimizin Gece Ağlaması

‘Yâ Resûlullah!’ dedim, “Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affettiği halde niçin bu kadar ağlıyorsun?” Şöyle dedi: ‘Şükreden bir kul olmayayım mı? Hem nasıl ağlamayayım ki bu gece Allah bana şu ayetleri inzal buyurdu:

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklı selim sahipleri için ibret verici deliller vardır. Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: ‘Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateş azabından koru! Rabbimiz, Sen birini ateşe attın mı, onu perişan etmişsindir. Zalimlerin yardımcısı yoktur. Rabbimiz, biz ‘Rabbinize iman edin!’ diye İmana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, iyilerle beraber canımızı al! Rabbimiz bize, elçilerine vadettiğini ver, kıyamet günü bizi yüz üstü bırakıp rezil etme. Zira Sen verdiğin sözden caymazsın.” (Ali İmran/190-194)

Sonra, ‘Bu ayetleri okuyup da uzun uzun tefekkür etmeyenin vay haline,’ dedi “21

Teheccüd namazından sonra bir süre dinlenir ve müezzinin nidasıyla sabah namazına kalkardı. Hz. Bilal imsakten önce ezan okur ve halkı hem sahur hem de teheccüde kaldırırdı. Hz. Abdullah b.Ümmi Mektum ise imsak vaktinin başlamasıyla ezan okur ve sabah namazının girdiğini bildirirdi.

Kaynaklar :

  • 19 Müslim, Zikir, 80.
  • 20 Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Münafikîn, 78-79; Tirmizî, Salât, 187.
  • 21 İbn Hibban’ın Sahih’inden naklen, Leknevi, İkametu’l-Hücce, 112.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu