Diğer

Müslümanı Dinden Çıkaran Söz ve Davranışlar

Müslümanı Dinden Çıkaran Söz ve Davranışlar

Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.(İsra/53)

Hadisler Işığında Dinden Çıkaran Sözler

İbn Abbas (r.a.), Asr-l saadette yaşadığı bir hatırasını şöyle anlatıyor:

Bazı mü’minler, Peygamberimize “bize anlattıklarım yavaş yavaş anlat ki kavrayabilelim” anlamına gelen “raina” kelimesiyle hitap ederlerdi.

Yahudiler, Ashab-ı Kiram’ın Hz. Peygamber’e bu şekilde seslendiklerini duyunca bu durum çok hoşlarına gitti. Çünkü Yahudiler “raina” kelimesini “İşitmez olası!” anlamında bir hakaret ifadesi olarak kullanırlardı. Ashabın böyle söylediğini duyunca Yahudiler de “Biz şimdiye kadar Muhammed’e gizlice hakaret ediyorduk, gelin artık bunu açıkça yapalım.” dediler. Ardından “Ey Muhammed! “Raina, raina8” diyerek Peygamberimizle alay etmeye başladılar.

Sahabilerden Sa’d bin Muaz, Yahudilerin Peygamber Efendimize böyle hitap ederek güldüklerini görünce durumu hemen anladı ve “Ey Allah’ın düşmanları, kahrolasıcalar! Allah ‘a yemin ederim ki sizden herhangi birinin Hz. Peygamber’e böyle söylediğini duyarsam boynunu vururum.” dedi.

Yahudiler:

İyi de bunu siz de söylemiyor musunuz? diyerek kendilerini savundular.

Bunun üzerine Allah (c.c.) Peygamberimize hakaret amacıyla söyleyeni dinden çıkaran bu sözü yasaklamak için şu ayeti indirdi: 151 “Ey inananlar, Raina demeyin, bunun yerine ‘unzurna ‘deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azap vardır. “(Bakara/104)

Bir Müslüman için iman ne kadar büyük bir nimet ve zenginlik ise küfür de o kadar kötü ve inşam helake sürükleyen bir tavırdır. Bu nedenle her Müslüman, imanını korumak için gayret göstermeli ve küfre düşmekten sakınmalıdır.

İman nimetini koruyabilmenin yolu Allah’a karşı kulluk görevlerini samimiyetle yerine getirmektir. Sürekli Allah’ı hatırda tutmak ve ibadetleri düzenli olarak yapmak kişinin imanını canlı tutar ve onu korur. Ayrıca imam zedeleyecek, tehlikeye düşürecek söz ve davranışlardan uzak durmak da İnancımızı korumamızı sağlar. Bunun için de her Müslüman imanına zarar verecek şeyleri iyi bilmelidir. Zira kişi zararlı şeyleri bilirse onlardan korunabilir.

Dinden Çıkaran söz Davranışlar Genel Olarak 4 Tanedir

Bir insanı küfür bataklığına sürükleyen ve onu dinden çıkaran söz ve davranışlar genel olarak dört tanedir:153

  • İnkâr: İslâm’ın kesin bir hükmünü kabul etmemek.
  • İstihfaf: İslâm’ın hükümlerini hafife almak.
  • İstihza: İslâm’ın hükümleriyle alay etmek.
  • İstihlâk Kesin olan bir haramı helal saymak.

Bu dört hususa bağlı olarak insanı dinden çıkaran söz ve davranışlardan bazılarını şöyle örneklendirebiliriz. 154

Allah’ın varlığını inkâr etmek veya onun varlığından şüphe duymak insanı küfre götürür. örneğin “Görmediğim şeye inanmam” diyerek Allah’ın varlığını inkar etmek kişiyi dinden çıkarır.

Allah’ın sıfatlarından herhangi birini inkâr etmek inancımıza zarar verir. örneğin, çok zor durumda olan kimsesiz biri için “Bu adamı Allah unutmuştur.” demek imana zarar veren sözlerden biridir. Böyle söyleyen kimse, Allah’ın ilim sıfatını inkâr etmiş sayılır. Hâlbuki Allah’ın ilim sıfatı ezelidir ve o hiçbir şeyi unutmaz.

Allah’ın adaletinden şüphe duymak da inancımıza zarar verir. Mesela icat ve keşiflerde bulunan bir inançsız kişi hakkında “Bu adam cennete giremezse ben de cennete girmem.” demek itikadi yönden tehlikelidir. Dünyada yaptığı bir faydalı işten dolayı, ahiretin varlığına veya Allah’ın cennet ve cehennemine inanmayan birini cennete koymaya çalışmak insanın karar verebileceği bir durum değildir.

Hayatın bir imtihan olduğu gerçeğine rağmen Allah’ın hükmüne razı olmayıp “Ben bu kadar iyilikte ve hayırda bulunuyorum, bütün belalar yine bana geliyor. Falan kimse ise her çeşit kötülüğü yapıyor paşa gibi yaşıyor; bu nasıl adalet.” gibi isyan ve şikayet kokan sözler söylemek imanımızı tehlikeye düşürür. Zira Allah Teala, mutlak adalet sahibidir. Kullarına asla haksızlık yapmaz. İlahi adaletin mutlak olarak gerçekleşeceği yer Mahkeme-i Kübra yani mahşer günüdür.

Allah’a baba veya evlat isnat etmek, Allah’ı yaratılmışlarla eşit tutmak da kişiyi dinden çıkaran bir tutumdur. Örneğin, “Allah baba, Allah olsan ne yapabilirsin sen bana” gibi sözler söylemek inancımızı tehlikeye sokar ve bir mümine yakışmaz.

Peygamberlerden herhangi birini inkâr etmek, onlarla alay etmek ve onları aşağılamak inşam küfre düşürür. Mesela “O adam, peygamber olsa bile inanmam.” veya “Peygamber bile gelse kabul etmem.” demek tehlikeli bir sözdür. Zira Peygamberler doğru sözlü ve güvenilir kimselerdir. Onlar hakkında böyle bir benzetme yapmak İslâm itikadı ve ahlakı açısından sorunludur.

Meleklerden herhangi birini inkâr etmek, meleklere erkeklik-dişilik isnadında bulunmak, meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inanmak, melekleri küçümseyecek şeyler söylemek ya da ‘Cebrail bile söylese inanmam, Azrail bile gelse seni elimden kurtaramaz.” gibi sözler söylemek imanla bağdaşmaz.

Ahireti İnkar Etmek Dinden Çıkarır

ahireti i̇nkar etmek dinden çıkarır
Ahireti İnkar Etmek Dinden Çıkarır

Ahireti inkâr anlamına gelen sözler söylemek de kişiyi dinden çıkarır. Ahiretten bahseden kimseye “Oradan haber veren kim? Oraya gidip gelen var mı?” demek, cennet veya cehennem hakkında inanca ters düşen ifadeler kullanmak dinin inanç esaslarından biri olan ahireti inkâr anlamına gelir.

Günümüzde sıkça kullanılan “Seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır.” gibi ifadeler Allah iradesine saygısızlıktır. Ayrıca bu tür sözler cennet ve cehennemi küçümsemek anlamına geleceği için bir Müslümanın asla ağzına almaması gereken cümlelerdir.

Kuran-ı Kerim’in tamamını veya bir ayetini inkâr etmek, onun hükümlerinin bugün geçerli olmadığını iddia etmek, “Bugünün dünyasında Kur’ân-ı yer yoktur. Günümüz şartlarında Kur’ân’la dünya idare edilemez.” veya çalışma hayatında her dediğini yapacak olursak ekmek yiyemeyiz.” gibi sözler Allah’a güvensizliğin açık bir ifadesidir.

Aynı şekilde “Bu çağda tesettüre girmek cehalettir, gericiliktir” ya da “din vicdan işidir ve inanç kalptedir.” diyerek Kur’ân’ın hayatı düzenleyen kurallarını inkâr etmek de imanla bağdaşmaz. Oysa iman, Allah’a güvenmek ve ondan gelen her şeyi kabul etmek demektir. Böyle bir tavır Kur’ân’ın bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmemektir ki bu da İslâm itikadına göre küfürdür.

Kesin sabit olan emirleri inkâr etmek veya hafife almak da imam tehlikeye sokar. Örneğin, “Bu devirde de namaz mı olur?” veya “Oruç tutup namaz kılmak neye yarar benim kalbim temiz.” gibi ifadeler kullanmak doğru değildir.

Haram Olan Şeye Helal Olmalı Diyen Dinden Çıkar

Kesin sabit olan haramlardan herhangi birinin helal olması gerektiğini söylemek de kişiyi dinden çıkarır. Zira “Allah ve Resulü herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, hiçbir erkek veya kadın mü’minin, o konuda başka bir tercihte bulunma hakları yoktur…”(Ahzap/36) ayeti dinin kesin hükümleri konusunda nasıl bir tavır takınmamız gerektiğini açıkça ifade etmektedir.

Bu nedenle “Keşke zina, kumar, faiz ve içki gibi haramlar helal olsaydı, bu çağda bunlar haram mı olur?” demek kişiyi dinden çıkarır. Çünkü bu kişiler Allah’ın koyduğu hükümleri beğenmemektedirler.

Allah’ın emir ve yasaklarından biriyle alay etmek de kişiyi dinden çıkarır. Örneğin “hırsızlık mı yaptın uzat kolunu, adam mı öldürdün uzat boynunu” diyerek dinin hükümleriyle alay etmek bir Müslümana yakışmaz.

“Maşallah ile, inşallah ile, iş yürümez” demek imanımıza zarar veren sözlerden biridir. Çünkü inşallah, Allah’ın izni ile demektir. Biz inanırız ki Allah’ın izni olmadan bir yaprak bile yerinden kımıldayamaz, hiçbir şey hareket edemez ve var olamaz. İnşallah sözü hayatımızın ve varlığımızın Allah’ın kudretinde olduğunun bir ifadesidir.

Bir Müslüman, yapması gereken bir işin öncesinde “inşallah” dediği zaman bu inancı dile getirmiş olur. Yani böyle diyerek “Allah izin verirse, benim iradem dışında bir engel çıkmaz ve ömrüm Olursa yapacağım” demiş ve Allah’a tevekkül etmiş olur.

İnşallah Demenin Önemi

i̇nşallah demenin önemi
İnşallah Demenin Önemi

Mekkeli müşrikler, Peygamberimizin tebliğine karşı nasıl mücadele edecekleri hususunda bazı Yahudi bilginlerine danışmışlardı. Yahudi bilginleri onlardan Hz. Peygamber’e “ruh, Ashab-ı Kehfve Zülkarneyn” hakkında soru sormalarını istediler ve dediler ki: “Bunları ancak bir peygamber bilir. Eğer bu sorulara cevap veremezse bilin ki o bir yalancıdır.”

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimizin yanına koşan müşrikler ona bunlar hakkında soru sordular. Hz. Peygamber (a.s.) de “İnşallah” demeden “size yarın cevap veririm.” dedi. Sevgili Peygamberimiz ertesi gün kendisine gelen müşriklere bir cevap veremedi. Çünkü bu hususlarda kendisini bilgilendirecek bir vahiy gelmemişti.

Müşrikler onun cevap veremeyişine sevindiler ve Peygamberimizle alay etmeye başladılar. Peygamberimiz bu duruma oldukça üzülmüştü. Rivayete göre birkaç gün vahiy gelmedi. Hz. Peygamber (s.a.v) çok zor durumda kaldı. Nihayet Kehf suresi nazil oldu ve Peygamberimiz bununla müşriklerin sorularına cevap verdi.156

Ancak Kehf suresinin 23 ve 24. ayetlerinde Hz. Peygamber ve tüm Müslümanlar şöyle uyarılıyordu: “Hiçbir konuda Allah’ın dilemesine bağlamaksızın, “Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım” deme! Bunu (demeyi) unuttuğun takdirde Allah’ı hatırla ve umarım ki Rabbim, beni daha doğru olanı yapmaya muvaffak kılar.’ de…”

Bu olay ve Kehf suresindeki ilgili ayetler gösteriyor ki bir Müslüman hayatın ve ölümün Allah’ın ilmi, iradesi ve kudreti çerçevesinde cereyan ettiğini aklından çıkarmamalıdır. Allah’ı her an aklında tutmalı ve gelecekte yapacağı bir iş için “inşallah”, işe başlarken “bismillah” işin sonunda da “elhamdülillah” demeyi unutmamalıdır.

Allahtan Ümit Kesilmemelidir

Allah Teâlâ’nın rahmetinden ümidi kesmek de bir mümine yakışmaz. Zira Allah, bu hususta şöyle buyurur: “Hakikat şudur ki, kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”(Yusuf/87) Bu nedenle bir mümin günahlarından dolayı Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemeli, kulluk görevini yapmaya çalışarak her zaman affedileceği umudunu canlı tutmalı ve bu hususta Allah’a dua etmelidir.

Falcı, Büyücü ve Gelecekten Haber Verenlere İnanmayınız

falcı, büyücü ve gelecekten haber verenlere i̇nanmayınız
Falcı, Büyücü ve Gelecekten Haber Verenlere İnanmayınız

İslâm itikadına göre kâhin, falcı, cinci ve astrolog gibi gelecekten haber verdiğini iddia edenlerin sözlerine inanmak da doğru değildir. Zira gelecekte ne Olacağını bilmek ancak Allah’a mahsustur. Bazı insanlar cinlerden haber alarak gelecekte nelerin olacağını, kişilerin başına nelerin geleceğini bildiklerini iddia ederler.

Oysa Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilemez…”(Neml/65)

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur : “Kim, bir kâhine gider ve onun söylediklerini tasdik ederse; Allah’ın Muhammed (s.a.v.)’e indirdiklerini inkâr etmiş olur,”

Gayrimüslimlerin dini sembollerini kullanmak, gayrimüslim din adamlarının giysilerini benimseyerek giymek ve kutsal kabul ederek haç takmak da kişiyi dinden çıkaran davranışlardandır. Bununla birlikte özenti veya moda yoluyla Olsa dahi bir Müslüman, başka dinlere ait şekil ve sembollerden uzak durmalıdır.

Ehli sünnet inancına göre söz ve davranışlarıyla dinden çıkan kimsenin, bütün amelleri boşa gider. Bu kişinin İslâm’a dönebilmesi için önce tövbe edip günahlarının affını Allah’tan istemesi ve Kelime-i şehadet getirmesi gerekir.

Küfrü gerektiren söz hata ile söylenmişse, kişiyi dinden çıkarmaz. Onu hata ile söyleyen mümindir. Ancak tövbe ve istiğfar ederek o sözden dönmesi ve daha sonra bu tür tutumlardan uzak durması gerekir.

Kişiyi dinden çıkaran şeyleri düşünmek onu dinden çıkarmaz. Bunlar şeytanın vesveseleri, çaba ve gayretleridir. Bu hilelere aldanmamak için dikkatli olmak gerekir.

İman bir bütündür. İnanılacak şeylerden birini inkâr etmek dinin tamamını inkâr etmek gibi olur. İmansız amelin bir kıymeti olmaz. Zira iman, amellerin geçerlilik damgasıdır. İman olmayınca ömür boyu yapılan bütün iyi ameller geçersiz olur. İmansız olarak ahirete giden kişi ebediyen cehennemde kalır. O yüzden her mümin, ömrünün sonuna kadar imanım muhafaza etmeli ve İmanını tehlikeye düşürecek söz, tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.

Aksi takdirde düşebileceğimiz tehlikenin büyüklüğünü Peygamberimiz bir hadisinde şöyle tasvir eder: “Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemede acele edin. O fitne geldiği zaman kişi, mümin olarak sabaha erer, kâfir olarak akşama ulaşır. Mümin olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha ulaşır; dinini basit bir dünya menfaatine satar.”160.

Müminleri dinden çıkaran söz ve davranışlar çoğu zaman farkında olmadan ya da öfke ile söylenen sözlerden oluşur. Bu tür sözleri söyleyenler söylediklerinin hangi anlama geldiğini düşündükleri zaman yaptıkları hatanın büyüklüğünü de fark ederler. Zira iman çok değerli ve hassas bir hazinedir. Onu kazanmak büyük bir servettir, kaybetmek ise büyük bir yıkımdır.

Düşünmeden, sonucunu hesap etmeden söylediğimiz sözler bazen en değerli varlığımızı kaybetmemize yol açabilir. Bu nedenle Peygamberimizin şu hadisini aklımızdan çıkarmamalı, söz ve davranışlarımıza dikkat etmeliyiz: “Kul, iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu sözü nedeniyle cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşü verir.”161

Kaynaklar

151 Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, C 1, s. 38.
153 153 Muhammed Abdurrahman Hammis, el-Câmi’ fi Elfazi’l-Küfr, s. 23 vd.
154 Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehl-i Sünnet İtikadı, s. 30-86 vd.
156 Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, C 2, s. 584.
159 Müslim, Selam, 125.
160 Müslim, İman, 186; Tirmizî, Fiten, 30.
161 Buhari, Rikak, 23.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu