Diğer

Mümin Kimdir ve Mümin Kul Nasıl Olmalıdır

Mümin Kimdir ve Mümin Kul Nasıl Olmalıdır

“Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekatı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.”(Müminun/1,2,3,4,5)

Mümin Kimdir ve Nasıl Olmalıdır

mümin kimdir ve nasıl olmalıdır
Mümin Kimdir ve Mümin Kul Nasıl Olmalıdır

Sahabilerden biri Peygamberimize şöyle sormuştu:

  • Ey Allah’ın Elçisi! Hangi mü’min daha faziletlidir?

Hz. Peygamber şu cevabı verdi:

  • Ahlakı güzel olandır.

Sahabe tekrar sordu:

  • Hangi mü’min daha akıllıdır?

Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurdu:

  • “Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm sonrasına en iyi şekilde hazırlanan kimse zeki ve akıllı mü’mindir.”80

Mü’min; Allah’a ve onun gönderdiği mesajlara iman eden kişidir. Mü’min, inandığını diliyle söyler, kalbiyle tasdik eder ve bu inancını davranışlarıyla gösterir. Bu çerçevede itikadi, ameli ve ahlaki bütün hükümlere inanır. Allah’ın koyduğu helallere veya haramlara uyma konusunda hassas olur.

Mü’min, Allah’a ve Resulü’ne kesin bir şekilde iman eder. Allah’a inanıp güvendikten sonra imanında asla şüpheye düşmez.

Bu husus Kuran-ı Kerim’ de şöyle ifade edilir. “Gerçek mü’minler ancak Allah’a ve Resulü’ne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenlerdir. İşte imanına bağlı, gerçek mü’minler bunlardır.”81

Mü’min, Allah ve Resulü’nün emirlerine gönülden bağlıdır. Allah’ın emrini duyduğu zaman “işittik ve iman ettik” der. Sorumluluktan kaçmak için bahaneler, mazeretler üretmez. Allah’ın hükümleri hakkında keyfi yorumlar yaparak işi yokuşa sürmez.

Bu husus Kur’ ân’ da şöyle ifade edilir: “Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’ân’a) ve Resulü’ne davet edildiklerinde, mü’minlerin söyleyeceği söz ancak, ‘işittik ve iman ettik ‘demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”82

Mü’minin hayatında öncelik Allah’tır. Onun sevgisi ve hoşnutluğu her şeyin üzerindedir. Allah’ın veya Resulü’nün emir ve yasakları mü’minin hayatının kırmızı çizgilerini oluşturur. Bu nedenle mü’min, bir hususta karar vereceği zaman önce Allah ve Resulü’nün o konuda ne buyurduğuna bakar. Onların hükümlerinin aksine bir tercihte bulunmaz.

Kur’ân-ı Kerim bu hususta şu ölçüyü koyar: “Allah ve Resulü bir konuda hüküm verdikten sona artık inanmış bir erkek ve kadının o konuda başka bir tercihte bulunma hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulü’ne isyan ederse besbelli bir sapıklığa düşmüş olur.”83

Mü’min, “Allah’ı her şeyden üstün tutar ve en çok onu sever.”84 Onun sevgisi de kini de Allah içindir. Mü’min, imanı, hayatta sahip olduğu en büyük nimet kabul eder. Bu nedenle imandan sonra küfre düşmeyi ateşe atılmak gibi tehlikeli görür ve imanını korumaya çalışır. Onun bu özelliğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadiste şöyle ifade eder:

“Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını almış demektir:

  • Allah ve Resulü ‘nü herkesten fazla sevmek
  • Sevdiğini Allah için sevmek
  • “Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi tehlikeli görmek.”85

İman, bir yandan Allah’a inanıp güvenmeyi; diğer yandan da insanlara güven vermeyi zorunlu kılar. Bu nedenle mü’min, söz ve davranışlarıyla insanlara güven veren bir şahsiyettir. O, Allah’a inanıp ona teslim olduğu için kimseye haksızlık yapmaz. Söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmaz. Sözünde durur, başkalarının canına, malına ve namusuna asla zarar vermez. Böylece tüm insanların güvenini kazanır.

Nitekim Peygamberimiz bir hadiste bu hususa şöyle dikkat çekmiştir: “Mü’min, kendisiyle dostluk kurulabilen kişidir. İnsanlarla kaynaşıp dost olmayan ve kendisiyle de dostluk kurulamayan kişide hayır yoktur.”86

Mü’minun Suresinde Mümin Kulların Özellikleri

Kur’ân-ı Kerim’de Mü’minûn suresinin ilk ayetlerinde mü’minlerin bazı özelliklerini şöyle açıklanır:

  • Mü’minler, namaz hususunda hassastır.
  • Faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
  • Zekât vermek, kazandıklarının başkalarıyla paylaşmak için çalışırlar.
  • Irz ve namuslarını korurlar.
  • Söz ve davranışlarında ölçülüdürler.
  • Emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.

İslâm’a göre, aynı Allah’a, aynı peygambere ve kitaba inanıp aynı kıbleye yönelenler, inanç yönünden kardeştir. Bu nedenle mü’min, kardeşlerinin hak ve hukukuna saygılı olmalı ve onları sevmelidir. Aralarında bir anlaşmazlık çıktığında hakkaniyetli ve yapıcı davranmalı, dargın olan mü’min kardeşlerinin arasını bulup onları barıştırmalıdır.

Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurur: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”87 Peygamberimiz de mü’minlerin birbirlerine karşı nasıl kardeşçe davranacaklarını şöyle açıklar:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu yalnız bırakmaz. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”88

Mü’min, hayatın bir imtihan olduğu gerçeğini aklından çıkarmaz. Karşılaştığı sıkıntıların, zorlukların ve sahip olduğu güzel nimetlerin bu imtihanın bir parçası olduğu bilinciyle yaşar. Uğradığı bela ve musibetlere karşı sabırlı olur, Allah’ın emrine rıza gösterir.

Elde ettiği dünya nimetlerine ve kavuştuğu iyiliklere karşı Rabbine şükreder. Bu yönüyle sabır ve şükür, bir mü’minin ayrılmaz özellikleridir. Mü’minin bu yönünü Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle anlatır:

“Mü’minin hali ne ilginçtir! Zira onun her işi hayırdır. Bu özellik sadece mü’mine aittir. Çünkü o bir nimete kavuşursa şükreder, bu onun için hayırdır. Musibete uğrarsa sabreder, bu da onun için hayırdır.”89

Mümin Kulun İman Etmesi

mümin kulun i̇man etmesi
Mümin Kulun İman Etmesi

İman etmek aynı zamanda inandığı gibi yaşamayı zorunlu kılar. Çünkü insan inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar. Zira ibadetler, İmanı korur ve onu güçlendirir. Bundan dolayı mü’min, namaz, oruç ve zekât gibi ibadetleri yerine getirmeli, haramlardan uzak durmalı ve her zaman kulluk bilinciyle yaşamalıdır.

İman etmek, Allah’a güvenmek demektir. Bu güven, insanın ümitvâr olmasını sağlar. Bu nedenle mü’min, hiçbir zaman Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. Çünkü Allah’ın rahmetinden ümidini ancak inkârcılar keser.

Kur’an-ı Kerim, iman ile ümitsizliğin bir arada olamayacağını şöyle ilan eder: “Allah’ın ayetlerini ve ona kavuşmayı inkâr edenler, işte onlar benim rahmetimden ümidi kesmişlerdir ve onlar için acı bir azap vardır.”90

Mü’min iman etmekle Allah’ın lütfuna kavuşmuş demektir. Ancak bu hâlini son nefesine kadar devam ettirmek zorundadır. Hiç kimse akıbetinden emin olamaz. Bu nedenle mü’min her zaman uyanık olmalı, ibadetlerini bu şuurla yerine getirmeli ve “Rabbimiz, bizi hidayete eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla.”91 diye dua edip Allah’a sığınmalıdır. Bunun yanında imam tehlikeye atacak her türlü söz ve davranıştan da uzak durmalıdır.

Mü’min, sorumluluklarının bilincinde olan insandır. İnanan insan, bir gün Allah’ın huzurunda, dünyada yaptıklarının hesabını vereceğine inandığı için Allah’a ve insanlara karşı olan görevlerini ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır. Ailesine, çevresine, tüm insanlara şefkat ve merhamet gösterir. Felaketler karşısında sarsılmaz ve ümitsizliğe düşmez, Allah’a sığınır ve güvenir.

Bütün bunlar, insana dünyada huzur verir. Ahirette ise Rabbinin sonsuz mükafatını kazandırır. Mü’minlerin ahiretteki mükafatını ise Allah (c.c.) şöyle müjdeler: “Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratılanların en hayırlısıdırlar. Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan ve orada ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.”92

Kaynaklar :

80- İbn Mâce, Zühd, 31
81- Hucurat Suresi, 15. Ayet
82- Nur Suresi, 51. Ayet
83- Ahzab Suresi, 36. Ayet
84- Bakara Suresi, 165. Ayet
85- Müslim, İman, 67
86- Ahmed bin Hanbel, Müsned, C 2, s. 400
87- Hucurat Suresi, 10. Ayet
88- Buhari, Mezalim, 3; Müslim, Birr, 58
89- İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, C 9, s. 538
90- Ankebut Suresi, 23. Ayet
91- Ali İmran Suresi 8. Ayet

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu