Sahabeler

Hz. Osman b. Affan Kimdir

Hz. Osman b. Affan Kimdir Osman bin Affan, Dört Büyük Halife’den üçüncüsü, İslam peygamberi Muhammed’in cennetle müjdelenmiş sahabelerinden birisi. 644 yılından 656’daki öldürülmesine kadar, 12 yıl boyunca, halifelik yapmıştır; Dört Büyük Halife’den en uzun süre halifelik yapan odur.

Hz. Osman b. Affan Kimdir

İsmi ve nesebi: Osman b. Affan b. Ebi’l-As b. Umeyye b. Abdişems el-Kuraşi el-Emevîdir.

Lakabı: Müminlerin emiri, künyesi: Ebu Abdillah ve Ebu Ömer’dir.

Annesi: Erva bint Kureyz b. Rebia b. Habib b. Abdişems’tir. Erva ile annesi el-Beyda bintu Abdulmuttalib ki aynı zamanda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in halasıdır. Müslüman olmuşlardır. Osman radıyallahu anh sahih olan kavle göre Fil vakasından altı sene sonra doğmuştur. Orta boylu, güzel yüzlü, ince derili, büyük uzun beyaz sakallı, omuz başlan yüksek, omuzlarının arası açık idi.

İlk Müslüman olanlardandır. İbn İshak şöyle demiştir: “Ebu Bekir radıyallahu anh kavmi için birleştirici idi. Kendisine güvenenleri İslâm’a davet etmeye başladı. Onun vesilesiyle ez-Zübeyr, Talha ve Osman radıyallahu anhum İslâma girmişlerdir.”

Hz. Osman’a Neden Zinnureyn ( İki Nur Sahibi) Denmiştir

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Osman radıyallahu anh’ı kızı Rukiyye ile evlendirmiştir. Rukiyye radıyallahu anha onun nikahında iken Bedir günlerinde vefât etmiştir. Bundan sonra da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Osman radıyallahu anh’ı kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirdi. Bu sebeple ona “Zinnureyn (iki nur sahibi)” lakabı verilmiştir.

Zübeyr b. Bekkar şöyle demiştir: “Bana Muhammed b. Selam el-Cumahi, Osman’ın azatlısı Ebu’l-Mikdam’dan rivayet etti: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir adamla Osman’a tatlı gönderdi. Adam bunu vermeden bekletince Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Neden beklettin? Görmüyor musun Osman ve Rukiyye ondan hoşlanmaktadır” buyurdu.

Mütevatir yollarla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Osman radıyallahu anh’ı cennetle müjdelediği, ona cenneti vaad ettiği ve şehit olacağına şahitlik ettiği sabit olmuştur.

Ebu Hayseme Fadailu’s-Sahabe adlı eserinde, en-Nezzal b. Sabre’den rivayet ediyor: “Ali radıyallahu anh’e: “Bize Osman söyledi..” deyince şöyle dedi: “O mele-i a’lâ’da “Zinnureyn” diye çağırılan kimsedir”

Tirmizi, Talha radıyallahu anh’den rivayet ediyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her peygamberin bir refiki vardır. Benim de cennetteki refikim Osman’dır.”93

Ceyşu’l-Usre ve Rûme Kuyusu

Sahih ve meşhur birçok tarikten gelmiştir ki, Osman radıyallahu anh muhasara altına alındığı zaman sahabeler şu hasletlerle onu övmüşlerdir: “Ceyşu’l-Usre’yi (zorluk ordusunu) teçhiz etmesi, Resûlullah onu Mekke’ye gönderdiğinde ağaç altında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in onun adına biat etmesi, Rûme kuyusunu satın alması ve diğerleri.”

Osman radıyallahu anh Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayette bulunmuştur. Osman radıyallahu anh’den de: çocukları Ömer, Eban ve Said, amcasının oğlu Mervan b. El-Hakem b. Ebi’l-As, sahabelerden: İbn Mesud, İbn Ömer, İbn Abbas, Îbnu’z-Zubeyr, Zeyd b. Sabit, İmran b. Husayn, Ebu Hureyre ve başkaları rivayette bulunmuştur.

Tabiinden: el-Ahnef, Abdurrahman b. Ebi Damra, Abdurrahman b. El-Haris b. Hişam, Said b. El-Museyyeb, Ebu Vail, Ebu Abdirrahman es-Sülemi, Muhammed b. El-Hanefîyye ve başkaları rivayet etmiştir.

Hz. Osman Bedir Harbine Katılamamıştır

Habeşistan’a ilk hicret edenlerden olup yanında hanımı Rukiyye de vardı. Hanımının hastalanması sebebiyle Bedir Harbine katılamamış, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun ganimetten payını ve ecrini yazmıştır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu Mekke’ye göndermiş bulunduğundan Rıdvan biatına katılamamıştır. Bu sebeple onun öldürüldüğü yayıldı. Bunun üzerinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir elini diğerinin üzerine koydu ve “Bu da Osman’ın (biati)” buyurdu. Ona biat edildiği zaman İbn Mesud radıyallahu anh: “En hayırlımıza biat ettik” demiştir.

Ali radıyallahu anh de şöyle demiştir: “Osman en çok sıla-ı rahimde bulunanımızdır” Onun öldürüldüğü haberi ulaşınca Aişe radıyallahu anha: “Şüphesiz o akrabalarını en çok gözetenleri ve Rab’den en çok korkanları iken onu öldürdüler!” demiştir.

Hz. Osman Dehr Orucu Tutardı

İbnu’l-Mubarek, ez-Zühd adlı eserinde ez-Zübeyr b. Abdillah’tan rivayet ediyor; onun ninesi Osman radıyallahu anh’m hizmetçisi idi. Ninesi şöyle demiş: “Osman aile halkından uyuyanı uyandırmazdı. Eğer uyanık halde bulursa kendisine abdest aldırması için çağırırdı. Dehr orucu tutardı.”

Hz. Osman Meleklerin Bile Haya Ettiği Sahabi

Aişe radıyallahu anha’dan; “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evimde uyluğu veya baldın açık halde yatıyordu. Ebu Bekr radıyallahu anh, girmek için izin istedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem halini bozmadan izin verdi. Konuştular. Bir müddet sonra Ömer radıyallahu anh girmek için izin istedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aynı halini hiç değiştirmeden ona da izin verdi. Konuştular.

Bir müddet sonra Osman radıyallahu anh izin istedi. Bu sefer Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yatağında doğrulup oturdu. Üstünü başını düzeltti. O da girdi ve konuştular. O gidince ben dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Ebu Bekir gelince şeklini bozmadın. Sonra Ömer geldi, şeklini bozmadın. Osman gelince oturdun ve elbiseni düzelttin.”

Buyurdu ki: “Kendisinden meleklerin haya duydukları bir kimseden ben haya duymayayım mı?” Müslim (1401)

Hz. Osman’ın Halife Seçilmesi

Gelen erkekler Hz. Ömer’e; “Ey Müminlerin Emîri, vasiyet et, yerine birini halef seç de onu bize tavsiye et” dediler. Ömer; “Müminlerin bu halifelik işine Resûlullahın kendilerinden razı olarak vefât ettiği şu neferler yahut şu topluluktan daha lâyık bir kimse bulmuyorum” dedi ve Alî, Osmân, ez-Zubeyr, Talha, Sa’d ibn Ebî Vakkas, Abdurrahmân ibn Avf diye isimlerini saydı.

Hz. Ömer şunu da söyledi; “Abdullah ibn Ömer de sizlerle hazır bulunup nezaret eder. Fakat ona bu halifelik işinde re’y hakkı olmayacaktır.” Ömer’in, oğlunun re’y hakkı olmamasından kırılan gönlünü, o şûrada hazır bulunmasını söylemesi îbn Ömer’i teselli şeklinde olmuştur.

Hz. Ömer devamla; “Eğer emirlik Sa’d’a isabet ederse, o bu işin ehli ve yeridir. İsabet etmezse, sizden hanginiz emir yapılırsa Sa’d’ın yardımını istesin. Çünkü ben Sa’d’ı Küfe Valiliğinden ne aczi, ne de hıyanetinden dolayı ayırdım” dedi.

Hz. Ömer devamında şunları söyledi; “Benden sonraki halifeye ilk Muhacirleri tavsiye ederim. Bu ilk muhacirlerdin halklarının tanınmasını ve onlara yapılan hürmetin muhafaza edilmesini tavsiye ederim. Ve yine benden sonraki halifeye Ensâra da hayırlı olmasını tavsiye ederim. O Ensâr ki, Peygamber’in ve Muhacirlerin Medine’ye gelmelerinden önce Medine’yi yurt ve iman evi edinmiş olan kimselerdir. İşte onların iyilerinin iyilikleri kabul olunmalı, kötülerinin kötülüğü ve kusurları affedilmelidir.”

“Ben yeni halifeye bütün memleketlerin halklarına da hayırla muamele etmesini tavsiye ederim. Çünkü onlar İslâm’ın yardımcılarıdır, mal toplayıcılardır, çoklukları ve kuvvetleriyle düşman öfkelendirenlerdir. Onlardan ancak kendi rızalarıyla mallarının fazlası alınmalıdır.”

“Yeni halifeye, bedevilere de hayırla muamele etmesini tavsiye ederim. Çünkü bedeviler Arap’ın aslı ve İslâm’ın maddesidirler. Onların mallarının (en iyilerinden değil de) etraf olanlarından alınıp fakirlerine verilmesini tavsiye ederim”

“Yeni halifeye Allah’ın zimmetini ve Resûlullahın zimmetini tavsiye ederim. Allah’ın ve Resûlünün ahd ve emânında olan her topluluğun ahd ve emânlarının yerine getirilmesini tavsiye ederim. Bütün fertlerin ve grupların hakları verilmeli, vazifeleri ve işleri görülmelidir. Onlara bir düşman saldırdığında, onların arkalarından ve önlerinden müdafaa edilmeleri için harp yapılmalı ve kendileri ancak tâkât yetirecekleri cizye vergisi ile mükellef kılınmalıdırlar”

Hz. Ömer vefât edince, onu evinden çıkardık. Sonra yürüyerek onu Âişe’nin hücresine getirdik. Abdullah selâm verdikten sonra Aişe’ye; “Ömer İbnul-Hattâb senden izin ister” dedi. Aişe; “Onu içeriye girdiriniz” dedi.

Ömer hücrenin içine girdirildi ve orada iki arkadaşının yanında kabrine konuldu. Ömer’in gömülmesi işi bitirilince, o şûra heyeti toplandı. Bu toplantıda Abdurrahmân İbni Avf, ihtilâfı azaltacak ve seçimi kolaylaştıracak şu amelî teklifi söyledi;

“Seçmedeki re’yinizi kendinizden gönül hoşluğu ile üç kişiye veriniz!” dedi.

Bu teklif üzerine el-Zubeyr; “Ben seçim işimi, yani reyimi Ali’ye tahsis ettim” dedi.

Talha da; “Ben seçim işimi Osman’a tahsis ettim” dedi.

Sa’d İbni Ebî Vakkas; “Ben seçim işimi Abdurrahmân İbni Avfa tahsis ettim” dedi.

Bunun üzerine Abdurrahmân, Hz. Ali ile Hz. Osman’a da; “Arkadaşlar, hanginiz devlet başkanlığı adaylığından feragat ederse bu seçim işiyle meşgul olmayı ona verelim. Allah ve Müslümanlar ona murakıp ve şahittir. Onlar işin kendisinde (yahut kendi itikadında) bu işe kimin daha elverişli olduğunu şüphesiz daha iyi görür ve bilirler” dedi.

Hz. Ali ile Hz. Osman sükût ettiler. Bunun üzerine Abdurrahmân (r.a) iki arkadaşına; “Öyleyse bu seçim işiyle uğraşmayı bana havale ediyor musunuz? Allah üzerimde şahittir ki, ben sizin en faziletlinizi seçmekte kısaltma, yani eksiklik yapmayacağım” dedi. Onlar da; “Evet” dediler.

Bunun üzerine son akdedilen toplantıda Hz. Ali’nin elini tutarak; “Ya Ali, kesinlikle bilirsin ki, senin Resûlullah’a hısımlığın ve İslâm’da önceliğin vardır. Allah, üzerinde gözeticidir. Eğer ben seni emir
seçersem, İslâm ümmeti üzerinde muhakkak adalet edersin. Eğer Osman’ı seçersem, sen onun da sözlerini dinler ve emirlerine itaat eder
misin?”
dedi.

Sonra Abdurrahmân İbn Avf, diğerine yani Osman’a dönerek, Ali’ye söylediğinin benzerini ona da söyledi. Abdurrahmân onların her ikisinden de bu sûretle misâk aldıktan sonra, Osman’a; ‘Ya Osman elini kaldır!” dedi ve Osman’a bey’at etti. Ali de Osmân’a bey’at etti. Sonra kapılar açıldı. Medine ahalisi de girdiler ve Osman radıyallahu anh’e bey’at ettiler.” Buhari (3700)

Hz. Osman’ın Öldürülmesinin Sebebi

hz. osman'ın kılıcı
hz. osman’ın kılıcı

Öldürülmesine sebep valiler olarak akrabalarını ataması idi. Şam’da Muaviye, Basra’da Said b. El-As, Mısır’da Abdullah b. Sa’d b. Ebi Serh, Horasan’da Abdullah b. Amir vali olmuştu. Buraların halkından hacca gelenler valilerinden şikâyet etti. Osman radıyallahu anh yumuşak kalpli birisiydi. Çok iyilikte bulunurdu ve hilm sahibi birisiydi.

Bazı valilerin yerini değiştirmek ve onları memnun etmek istedi. Bundan sonra da görevlerine iade etti. Mısırlılar İbn Ebi Serh’ten şikâyetçi olunca onu azletti. Ona bir mektup yazarak Muhammed b. Ebu Bekir es-Sıddîk’ı valilikle görevlendirdi. Buna razı oldular.

Yolda iken binekli bir habercinin hızla gitmekte olduğunu gördüler ve onu yakaladılar. O da: Osman radıyallahu anh’ın yanından, İbn Ebi Serh’in görevinde kalmasını bildirmek üzere geldiğini, seçkinlerinden bir cemaatin arkasından geleceğini bildirdi. Bunun üzerine mektubu aldılar ve geri dönüp yüzleştiler.

Osman radıyallahu anh bu mektubu yazmadığına ve böyle bir izin vermediğine yemin etti. Dediler ki: “Biz mektubunu teslim aldık” Onlar tarafından öldürülmekten endişe etti.

Bunu yazan katib amcasının oğlu olan Mervan b. El-Hakem idi ve öfkelenerek onu evinde kuşatma altına aldılar. Onu korumak için bir cemaat toplanarak onları Osman Radıyallahu anh’ı öldürmekten yasakladılar.

Muhasaracılar etraftaki evlerden Osman radıyallahu anh’m evine girdiler ve onu öldürdüler. Bu durum sahabelerden hayır ehline ve başkalarına ağır geldi. Bir fitne kapısı açılmıştı. Olan oldu. Yardım edecek olan Allah’tır.

Hz. Osman’ın Öldürülmesi

hz. osman'ın kabri
hz. osman’ın kabri

Bu, 23 yılı Zilhicce ayının son gününde olmuştur. 18 Zilhicce / 17 Haziran Cuma günü ikindiden sonra katledilmiştir. Cumartesi akşam ile yatsı arasında, kendisinin el-Bakî kabristanını genişletmek için satın almış olduğu “Hış Kevkeb” denilen duvarın yanına gece vakti defnedilmiştir.

İbn İshak: “O öldürüldüğünde halifeliği üzerinden on
bir yıl, on bir ay ve yirmi iki gün geçmişti. Bu 22 Zilhicce 35 tarihinde olmuştur.”
94

Sahih ve meşhur olan rivayete göre şehit edildiğinde 82 yaşında idi. Yaşının bundan daha az olduğu da söylenmiştir. Ebu Muhammed b. Haz onun seksen yaşına ulaşmadığını iddia etmiştir.

Kaynaklar :

  • 92 l-İsabe (5450) Usud-ül Gabe (3583) el-İstiab (1797) Tecrid-u Esmai’s Sahabe (1/374)
  • 93 Tirmizi (3698) İbn Mace (113) Hakim (3/99) Suyuti Tarihu’l-Hulefa (s. 149) İbn Asakir Muhtasaru Tarihi Dımeşk (16/121)
  • 94 ibn Asakir Muhtasaru Tarihi Dımeşk (16/247)
  • Buhari (3700)

­

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu