Sahabeler

Hz. Ömer b. El-Hattab Kimdir

Hz. Ömer b. El-Hattab Kimdir Fil Vakasından on üç yıl kadar sonra, diğer bir rivayete göre ise Büyük (Dördüncü) Ficar savaşından dört yıl kadar önce Mekke’de doğdu (Halîfe b. Hayyât, I, 151). Baba tarafından soyu Cahiliye döneminde Kureyş kabilesinin sefaret işlerine bakan Adi b. Ka’b kabilesine ulaşır ve Ka’b b. Lüey’de Hz. Peygamber’in nesebiyle birleşir. Annesi Mahzum kabilesinden Hanteme bint Haşim’dir. Müslüman olmadan önceki hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Babasının develerini güttüğü, içkiye ve kadına çok düşkün olduğu, iyi ata bindiği, iyi silah kullandığı ve pehlivan yapılı olduğu belirtilmektedir. Şiire meraklı olduğu, güzel konuştuğu, okuma yazma bildiği, ensab bilgisini öğrendiği, ticaret yaptığı, bu maksatla Suriye, Irak ve Mısır’a gittiği, Kureyş kabilesi adına elçilik görevinde bulunduğu rivayet edilir.

İslam’ın Hz. Ebu Bekir‘den sonraki 2. Halifesidir. Miladi 1 Kasım 644’te, kendisinden alınan verginin azaltılmasını isteyen, ancak talebi kabul edilmeyen Fars Ebû Lü’lüe tarafından Medine’de sabah namazında hançerle saldırıya uğradı. Saldırgan intihar ederken Ömer bin Hattab üç gün sonra vefat etti.

Hz. Ömer b. El-Hattab Kimdir

İsmi ve nesebi: Ömer b. El-Hattab b. Nüfeyl b. Abdiluzza b. Riyah b. Abdullah b. Kurt b. Rizah b. Adiy b. Ka’b b. Lüey b. Galib el-Kuraşi el-Adevi. Künyesi: Ebu Hafs, lakabı: Müminlerin Emiri.

Annesi: Hanteme bintu Haşim b. El-Mugire el-Mahzumiyye. İbn’uz-Zübeyr de böyle demiştir.

Ebu Nuaym, İbn-i İshak tarikiyle onun Hişam’m kızı, Ebu Cehil’in kız kardeşi olduğunu rivayet etmiştir. Yine ondan naklen: Ömer radıyallahu anh’ın büyük Ficar harbinden 4 sene sonra doğduğu rivayeti gelmiştir. Bu, bi’setten 30 sene önce olmuştu. İsnadsız olarak gelen rivayette Fil olayından on üç sene sonra doğduğu söylenmiştir.

Cahiliye’de sefaret (elçilik) görevi onda idi. Bi’set zamanında Müslümanlara karşı çok şiddetli davranırdı. Sonra Müslüman oldu. Onun Müslüman oluşu Müslümanlar için büyük bir fetih ve sıkıntıdan kurtuluş olmuştur.

Aişe ve Ebu Hureyre radıyallahu anhuma’dan; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Şüphesiz sizden önce geçen ümmetlerde muhdesler vardı. Eğer benim ümmetimde de onlardan olsaydı, mutlaka o Ömer Bin el-Hattab olurdu.”(Buhari Ebu Hureyre radıyallahu anh’den (3469) Müslim, Aişe radıyallahu anha’dan (2398)

İbn Vehb dedi ki; “Muhdes; kendisine ilham olunan demektir.” Müslim bunu, Aişe radıyallahu anha hadisinin ardından zikreder.

Abdullah Bin Ömer radıyallahu anhuma’dan; “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim;

“Rüyamda bana içinde süt olan bir bardak getirildi. Ondan tırnaklarımdan aktığını görünceye kadar içtim. Sonra artanını Ömer Bin el-Hattab’a verdim.”

Dediler ki; “Bunu neyle yorumladınız ey Allah’ın Resûlü!” buyurdu ki; “İlim ile” Buhari (82) Müslim (2391)

Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh’den; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Ben uyurken insanların üzerlerinde gömlekleri olduğu hâlde hana arz olunduklarını gördüm. Gömleklerin bazıları göğüslere, bazıları da daha aşağı varıyordu. Ömer Bin el-Hattab da geçti. Üzerinde bir gömlek vardı ki, onu sürüklüyordu.” Sahabeler:“Bunu neye yorumladın ya Resûlallah?” dediler. “Dine!” buyurdu. Buhari (23) Müslim (2390)

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den; “Bizler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında idik. Buyurdu ki;
“Ben rüyamda cenneti gördüm. Bir köşkün yanında abdest alan bir kadın gördüm ve; “Bu köşk kime ait?” dedim. “Ömer indir” dediler. Onun kıskançlığını hatırladım ve hemen geri döndüm.” Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh ağladı ve; “Seni de mi kıskanacağım ey Allah’ın Resûlü?” dedi. Buhari (3680) Müslim (2395)

Şeytan Hz. Ömer’den Kaçardı

Aynısı Sahiheyn’de Cabir radıyallahu anh’den de rivayet edilmiştir. Sa’d Bin Ebi Vakkas radıyallahu anh’den; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Sen ey Hattab’ın oğlu! Nefsim elinde olana yemin ederim ki, şeytan seninle bir yolda karşılaştığı zaman derhal başka bir yola sapar.” Buhari (3683) Müslim (2396)

Bu, Ömer radıyallahu anh’ın hak konusundaki kuvvetinden dolayı, şeytanların onun yolundan kaçması demektir. Rafızîlerden insan şeytanları ve onların kuyruğunda Ömer radıyallahu anh ve diğer sahabelere söverek havlayanlar da böyledir. Cin şeytanlan ondan kaçarken, insan şeytanları da Ömer radıyallahu anh’den tiksinir, ona lânet ederler. Kalpleri birbirine benzemiştir.

Allah Teâlâ buyurur ki;
“Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.”(Enam/112)

İşte bu, şeytanın kendisine uyanlara dostluğudur. Zira onun dostluğu mümin olmayan kimseleredir. Allah Azze ve Celle’nin buyurduğu gibi; “Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.”(Araf/27)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyururken ne de doğru söylemiş; “Ruhlar derlenmiş ordular gibidir. Tanışanlar ülfet eder, tanışmayanlar ayrılır.”(Buhari)

Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh şöyle demiştir: “Ömer Müslüman olup meydana çıkıncaya kadar Allah’a açıkça ibadet edemezdik.”

“Bizler, Ömer radıyallahu anh zamanında şeytanların bağlanmış olduğunu söylerdik. O vefat edince serbest kaldılar.” İbn Ebi Şeybe Musannef (31982) isnadı sahihtir.

Onlar, Ali radıyallahu anh’m Ömer radıyallahu anh hakkında ne dediğini duysunlar! İbn Ebi Şeybe – Abdullah Bin İdris – eş-Şeybanî ve İsmail – eş-Şa’bî isnadıyla; Ali radıyallahu anh dedi ki; “Ömer radıyallahu ânh’m diliyle konuştuğu sürece sekine’den (huzurdan) uzak değildik.” İbn Ebi Şeybe Musannef (31974) isnadı sahihtir. El Âcurrî eş-Şeria’da; Abdurrazzak – Ma’mer – Asım – Zirr – Ali radıyallahu anh isnadıyla aynısını rivayet etti (1205)

Hz. Ali’nin Hz. Ömer’in Cenazesindeki Sözleri

İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan; “Ömer bin el-Hattab radıyallahu anh teneşirinin üzerine kondu. Kaldırılmadan önce halk ona dua ve senâ ederek üzerine cenaze namazı kıldılar ve etrafını sardılar. Ben de içlerinde idim. Arkamdan omzumdan tutan bir adamdan başka beni gözeten olmadı.

Ona baktığımda onun Ali radıyallahu anh olduğunu gördüm. Ömer’e rahmet okudu ve şunu söyledi: “Geriye hiç bir kimse bırakmadın ki, benim için onun ameli gibi amelle Allah’a kavuşmak seninkinden daha makbul olsun. Allah’a yemin olsun! Ben Allah’ın seni iki dostunla birlikte koyacağım zannediyorum. Çünkü ben çok defalar Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i; “Ben, Ebu Bekir ve Ömer’le beraber geldim; Ebu Bekir ve Ömer’le beraber girdim; Ebu Bekir ve Ömer’le beraber çıktım.” buyururken işitiyordum. Ve seni Allah’ın onlarla beraber edeceğini umuyor yahut biliyorum.” Buhari (3685) Müslim (2389)

Ömer radıyallahu anh müslüman olduğu zaman İslâm’ın izzeti artmıştır. İbn Ebi Şeybe; Abdullah Bin İdris, Vekî ve İbn Numeyr – İsmail – Kays isnadıyla;

Abdullah radıyallahu anh dedi ki; “Ömer radıyallahu anh müslüman olduğundan beri izzetten ayrılmadık.” İbn Ebi Şeybe Musannef (31973) Buhari (3684)

İbn Ebi Şeybe; Vekî – el-A’meş – İbrahim – el-Esved isnadıyla rivayet ediyor; Abdullah radıyallahu anh dedi ki; “Salihleri andığınız zaman Ömer’i de hatırlayın” İbn Ebi Şeybe Musannef (31975) isnadı sahihtir.

İşte bu sahabeler, vefatından sonra da onu övmüşler ve dua etmişlerdir. Onlar arasında Ehli Beytin büyükleri de vardı. Allah hepsinden razı olsun. Bunlardan sonra dinden fırlayan haşereler, cemaatten ayrılanlar, dine aykırı davrananlar, şeytanın dostlarına dostluk edenler ve Rahmanın dostlarına ise düşman olanlar geldi. Allah’ın, bütün meleklerin ve bütün insanların laneti onlar üzerine olsun.

Hz. Ömer’in Şekli Nasıldı

İbn Ebi’d-Dünya sahih senetle Ebu Reca el-Utaridi’den rivayet ediyor: “Ömer radıyallah anh uzun boylu, iri yapılı, kaba seyrek sakallı, hızlı yürürdü. Kızıl ve çok saçlı başının tepesi açıktı.”

Yakub b. Süfyan, Tarih’inde ceyyid bir isnad ile Zirr b. Hubeyş’ten rivayet ediyor:
“Ömer radıyllahu anh’ı kuvvetli, başının tepesi açık, esmer tenli birisi olarak gördüm. İnsanlar arasında yaya yürürken binitli gibi yüksek görünüyordu. Bunu Ömer’in çocuklarından birine anlattım. O da dedi ki: “Şeyhlerimizden işittiğimize göre Ömer radıyallahu anh beyaz tenli idi. Rimade senesinde et ve yağ yemeyi terk edip rengi değişinceye kadar sadece zeytinyağı yemeye devam etti. Kızıl tenli iken rengi esmerleşti.”

Ed-Dineveri, el-Mucalese adlı eserinde el-Asmaî’den, o Şu’be’den, o da Simak’tan rivayet ediyor: “İnsanlar arasında yaya yürürken binitli gibi yüksek görünüyordu.”

İbn Sa’d ceyyid bir isnadla rivayet ediyor: Hilal b. Abdillah dedi ki: “Ömer radıyallahu anh Benî Sedus kavmine mensup kimseler gibi iri yapılı idi.”

Peygamberimizin Hz. Ömer için Yaptığı Dua

Yunus b. Bukeyr Ziyadatu’l-Megazi adlı eserinde İbn Abbas radıyallahu anhuma’ya ulaşan isnadı ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Allah’ım! İslâm’ı Ebu Cehil b. Hişam veya Ömer b. ElHattab ile izzetleridir” Bu duadan bir gün sonra Ömer radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiştir.

Ebu Ya’la, İbn Ömer radıyallahu anh’den rivayet ediyor: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’ım! İslâm’ı Ömer b. El-Hattab veya Ebu Cehil b. Hişam’dan sana en sevimli olanı ile izzettendir.”(Tirmizi) İkisinden Allah’a en sevimli olanı Ömer radıyallahu anh idi.

Abd b. Humeyd bunu isnadıyla Harice b. Abdillah el-Ensari’den rivayet etmiştir. İbn Sa’d, hasen bir isnad ile Said b. El-Museyyeb’den şöyle dediğini rivayet eder: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ömer veya Ebu Cehl’i gördüğü zaman “Allah’ım! Bu ikisinden sana en sevimli olanı ile dinini kuvvetlendir” derdi.

Darekutni; Enes radıyallahu anh’den merfu olarak uzun bir hadis içerisinde rivayet ediyor: “Allah’ım! Dini Ömer veya Amr b. Hişam ile aziz kıl.”

Diğer bir rivayette Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ım! Dînî Ömer ile kuvvetlendir, dînî Ömer ile kuvvetlendir, dînî Ömer ile kuvvetlendir” buyurmuştur.(Mecmau’z-Zevaid (9/72)

Ahmed, Şureyh b. Ubeyd’den rivayet ediyor: Ömer radıyallahu anh dedi ki: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kendimi arz etmek için gittiğimde onu mescitte buldum. Arkasına durdum. Hakka sûresini okumaya başladı. Kur’ân’a hayret ettim ve Kureyş’in dediği gibi kendi kendime: “Vallahi bu şairdir” dedim.

“Muhakkak ki o şerefli bir Peygamberin sözüdür. Yoksa o, bir şâirin sözü değildir. Ne kadar da az îman ediyorsunuz.”(Hakka 40-41) ayetlerini okudu.

Bunun üzerine “Bu bir kahin!” dedim.

“O bir kâhin sözü de değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.”(Hakka 42) ayetinden sûre bitinceye kadar okudu. Böylece İslâm kalbime tamamen girmiş oldu.”(Ahmed (1/17)

Peygamber Efendimizin Hz. Ömer’e Faruk Adını Takması

Muhammed b. Osman b. Ebi Şeybe; Tarih’inde İshak b. Ebi Ferve’nin de bulunduğu bir isnad ile İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor: “O, Ömer radıyallahu anh’e İslâm’a girişi hakkında sormuş. O da uzunca Müslüman oluş kıssasını anlatmış. Bu kıssa içerisinde şu ifadeler de mevcut:

“O, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Hamza’nın arasında meydana çıkmış, sahabeler de Daru’l-Erkam’da kalmışlardı. Kureyş müşrikleri durumu anlayınca o güne kadar, bir benzerine daha uğramadıkları bir musibete uğradılar.

Ömer radıyallahu anh dedi ki: “O zaman, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana “Faruk” adını taktı.

Kaynaklar ;

https://islamansiklopedisi.org.tr/omer
Tirmizi
Buhari
El isabe

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu