Hadis-i Şerifler

Hadis Yerine Kullanılan Bazı Terimler

Hadis Yerine Kullanılan Bazı Terimler Hadis tarihi boyunca hadis kelimesi yerine kullanılan bazı terimler var olmuştur. Bunlardan bir bölümü hala kullanılmaya devam etmekte; bir bölümü ise yalnızca tarihi malumat olarak bilinmektedir. Burada her iki bölümden en çok bilinenlere kısaca değinmek ve bunların hadis terimiyle irtibatına değinmek istiyoruz. Takdir edileceği gibi bu terimlerden her birini tarihî süreçleriyle ele almak bu makalenin boyutlarını aşacaktır. Bu nedenle her bir terim hakkında kısa bilgi verilecek ve günümüzdeki kullanımını hadis teriminin kullanımıyla karşılaştırmalı biçimde sunulmaya çalışılacaktır.
  • Sünnet

Takip edilen yol, hal ve tavır, adet vb. anlamlara gelmektedir.64 Hadisçiler, sünneti Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri olarak açıklar ki, bu tanım aynı zamanda hadisin tanımı olarak da gösterilmektedir.65 Goldziher hadis ile sünnetin birbirinden farklı düşünülmesi gerektiğini, birincinin teorik bir disiplin, ikincinin ise uygulamaya yönelik ölçü olduğunu söylemektedir.66 Bir başka araştırmacı, Hz. Peygamber döneminde ona atfedileni ifade etmesi için biri sünnet, diğeri de hadis olmak üzere iki kavram kullanıldığını; bunlardan hadisin sözlü, sünnetin ise ameli olanı ifade ettiğini belirtmektedir.67

Bu iki terimin farklılığı günümüzde kabul görmüş görünmekle68 birlikte her iki kavramın aynı anlama geldiğini veya aralarında sıkı bir bağ olduğunu ve birbirinden ayrılmaması gerektiğini savunanlar da vardır.69 Bu konuda belki de en isabetli görüş, her iki terimin birbiriyle kesişen ve ayrılan yönlerinin olduğudur: Sünnetin hadis kaynaklarında bir karşılığı, yani onunla ilgili haberlerin kaydı vardır. Bu durumda sünnet ve hadis kesişmektedir. Fakat hadis kaynaklarında yer alan her rivayet, mutlaka bir sünnete karşılık gelmeyebilmektedir.

  • Haber

İbn Hacer kendi dönemine kadar kullanılan hadis ile haber terimleri arasındaki ilişkiyi veciz bir şekilde özetleyerek haberin hadis kavramının eşanlamlısı olduğunu, bununla birlikte bazılarınca haber kelimesinin hadisi de içine alan daha kapsamlı bir terim olarak görüldüğünü bildirir.70 İki kelime arasındaki ilişkinin mazisi, eda sigalarından haddeseni ve ahberani kelimelerinin kullanılışlarıyla ilgili tartışmalar bağlamında el-Hatib el-Bağdadi’nin açıklamalarına kadar uzanmaktadır.71 Günümüz araştırmalarında haber terimi, geniş anlamdaki hadis terimi yerine kullanılmakta ve onunla hadis kaynaklarında bulunan herhangi bir rivayet kastedilmektedir.

  • Eser

Tarihte hadisin eşanlamlısı olarak kullanılan eser kelimesinin masdar formuyla rivayet anlamında kullanıldığı da belirtilmektedir. Bir dönemde Horasan bölgesinde mevkuf rivayetler için belirleyici bir isim olarak kullanıldığı söylenmektedir.72 Günümüz araştırmalarında bu kelimenin hadis terimi yerine kullanılması nadirdir.

  • İlim

Hadis tarihinin ilk dönemlerinde muhaddislerin ıstılahında ilim, isnadı da içine alacak biçimde hadis anlamına gelmekteydi. İmran b. Husayn ile bir adam arasında geçen bir konuşma bu kullanımı açıkça ortaya koymaktadır.

“İmran b. Husayn’ın yanında ilim müzakere ediyorduk. Bir adam: Sadece Kur’an’da olan şeyler hakkında konuşun (tetahaddesu), dedi. İmran b. Husayn ona: Sen ahmak bir adamsın, Kur’ân’da öğle namazının dört rekat olduğunu (…) bulabiliyor musun, dedi.”73

Zühri’nin “Emirler bizi zorlayıncaya kadar ilmin yazılmasını kötü görürdük”74 sözünde de ilimle hadislerin kastedildiği açıktır. Bu konuda pek çok örnek bulunmasına rağmen ilim kelimesinin, usül kitaplarında hadis ıstılahları arasında sayıldığı tarafımızca bilinmemektedir. Günümüz araştırmalarında ilim kelimesi, hadis terimi yerine kullanılmamaktadır.

  • Rivayet

Bu terimi Koçyiğit şöyle tanımlamıştır: “Hadis ıstılahında rivâyet, sünnetin ve benzeri haberlerin (vurgular bize ait) nakli ile bunları haber verenlere isnadından ibarettir. Bu tarif bize, rivâyetin üç temel unsuru bulunduğunu gösterir: Birincisi rivâyete konu teşkil eden sünnet veya benzeri haber, ikincisi…”75

Bu tanımda “…veya benzeri haber…” ifadesiyle muhtemelen yukarıda değindiğimiz ve iki örnek verdiğimiz türden, haberler kastedilmektedir. Günümüzde geniş anlamdaki hadis teriminin eşanlamlısı olarak kullanılan rivayet terimi, hadis bilimi araştırmalarında yaygın biçimde kullanılmaktadır.76

  • Sonuç

Hadis kelimesinin kökü olan h-d-s’nin lügavi karşılığı dört grupta açıklanabilir: (1) Söz söyleme/haber verme, (2) Olay, (3) İbda ve (4) Yeni. Bu anlam gruplarından her birinin örneklerini İslam öncesi Arap edebiyatında,
Kur’an’da, hadislerde ve dini metinlerin dışında yer alan İslâm sonrası Arap edebiyatında görmek mümkündür.

Risaletten ve özellikle de hicretten sonraki dönemde hadis kelimesi Hz. Peygamber veya O’nun anlattıklarıyla alakalı sözler anlamında belirginleşmeye başlamıştır. Buradaki araştırmamıza göre, hicri sekizinci asra kadar herhangi bir kaynakta yalın haliyle hadis kelimesinin terim anlamının verildiği görülmemiş; bu asırdan sonra, daha önce merfu hadisin tanımı olarak verilen “Hz. Peygamber’e isnad edilen söz, fiil ve takrirler” şeklindeki anlam, doğrudan hadis
terimine yüklenmiştir. Eş/yakın dönemden itibaren yapılan tanımlarda sahabe ve tabiine isnad edilenlerin de hadis teriminin anlamı içinde bazen yer aldığı bazen yer almadığı görülmektedir.

Günümüze gelinceye kadar hadis teriminde aksi istikametlerde olmak üzere iki tür hareket olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan birincisi hadis teriminde anlam daralması (veya hususileşme), ikincisi ise anlam genişlemesidir.

Hadis teriminde anlam daralması iki biçimde gerçekleşmiştir. Birinci biçimde, hadisin neredeyse bütün tanımlarında “Hz. Peygamber’e isnad/izafe edilen…” kaydı bulunmasına rağmen, tek başına hadis denildiğinde “isnad/izafe edilen kaydı” kalkmakta, doğrudan ‘Hz. Peygamber’in söz, fiil veya takrirleri’ anlamı kazanmaktadır. Bir diğer ifadeyle hadisin sıhhat yönünden çeşitliliği tek bir türe has kılınmaktadır. Hadis terimindeki daralmanın ikinci biçimi isnad konusundadır. Çoğu tanımda belirtildiği üzere Hz. Peygamber’e isnad edilen haberlere hadis denildiği gibi sahabe veya tabiinden birine isnad edilen haberlere de hadis denilmektedir. Fakat kayıtsız olarak hadis denildiğinde bundan yalnızca merfu haber anlaşılmaktadır.

Hadis teriminin anlamında bir taraftan daralma görülürken ters yönde genişleme de görülmüştür. Hadisin tanımında “Hz. Peygamber, sahabi veya tabiiye isnad edilen…” kaydı bulunmasına rağmen, hadis kaynaklarında, tabiinden sonrakilere, hatta birtakım kitaplara, kitap okuyanlara, ismi belirsiz veya ismi bilinip kim olduğu bilinmeyen müslim ve gayrimüslim kimselere isnad edilen söz ve fiillerin yer aldığı görülmektedir. Bu tür haberlere hadis denilmekten imtina edilse de, bulunduğu kaynakta hadis olarak numaralandırılmakta ve hadis bilimine konu olmaktadır. Bu anlam genişlemesi göz önüne alınarak hadis terimi, hadis kaynaklarında yer alan, sened ve metinden müteşekkil rivayetler olarak tanımlanabilir. Ayrıca bu çalışmamızda, tarihte ve günümüzde hadis terimi yerine kullanılan bazı terimler ve onların hadis terimiyle ilişkileri hakkında kısa bilgiler verilmiştir.

Kaynaklar :

  • 64 Yardım, Hadis, I, 27.
  • 65 Talât Koçyiğit, Hadis Istılahları, AÜİF Yay., Ankara: 1985, s. 401; Aydınlı, Hadis Istılahları, s. 93.
  • 66 Goldziher, Muslim Studies, s. 24. Fatma Kızıl, “Goldziher’den Schacht’a Oryantalist Literatürde Hadis ve Sünnet: Bir Okulun Yaşayan Geleneği”, Hadis Tetkikleri Dergisi, 2009, VII, 2, 45-62, 50.
  • 67 Yavuz Ünal, Hadisin Doğuş ve Gelişim Tarihine Yeniden Bakış, Samsun: Etüt Yay. 2001, s. 151.
  • 68 Hatiboğlu’na göre Müslüman düşünürler arasında bu ayrımı Musa Cârullah’a kadar götürmek mümkündür. Daha sonra Fazlurrahman da bu ayrımı belirgin bir biçimde yapmıştır. Bkz. İbrahim Hatiboğlu, “Hadis ve Sünnet Terimlerine Farklı Bir Yaklaşım: Fazlurrahman’ın Hadis ve Sünnet Ayırımı”, Marife, 2001, I, 1, 33-47, 43. Ayrıca bkz. Özafşar, Hadisi Yeniden Düşünmek, s. 44; Bağcı, Hadis Tarihi, s. 22.
  • 69 Ebubekir Sifil, Modern İslâm Düşüncesinin Tenkidi (I-II), Kayıhan Yay., İstanbul: 1998, I, 566.
  • 70 İbn Hacer, Nüzhetü’n-nazar fi tavdîhi Nuhbeti’l-fiker fi mustalahi ehli’l-eser, Riyad: Matbaatü Sefîr 1988, s. 35.
  • 71 Yücel, Hadis Istılahlarının Doğuşu ve Gelişimi, İFAV Yay., İstanbul: 1996, s. 81.
  • 72 Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 101; Yücel, Hadis Istılahlarının Doğuşu, s. 157.
  • 73 Ma‘mer b. Râşid el-Ezdî, el-Câmi‘ thk. Habîbu’r-Rahman el-A‘zamî, Beyrut: el-Mektebetü’l İslâmî 1983, XI, 255 (Abdurrezzâk b. Hemmâm es-San‘ânî’nin, el-Musannef’i ile birlikte).
  • 74 Ma‘mer, el-Câmi‘, XI, 258.
  • 75 Koçyiğit, Hadis Istılahları, s. 371.
  • 76 Bu konuda örnekler için TDV İslâm Ansiklopedisi’nin özellikle “Kıyamet”, “Deccal”, “Mehdi”, “Fiten” maddelerine bakılabilir. Bu maddelerde hadislere yapılan atıflar çoğunlukla ‘rivâyet’ tanımlaması biçimindedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu