Hadis-i Şerifler

Hadis-i Şerifler Hakkında Genel bilgiler

Hadis-i Şerifler Hakkında Genel bilgiler Hadis kelimesi İslamiyet’le birlikte farklı bir anlam kazanmış, adeta onunla kadim olan Kuran-ı Kerim’in mukabili kastedilerek Resul-i Ekrem’in sözlerine “el-ehadisü’l-kavliyye”, fiillerine “el-ehadisü’l-fi’liyye” ve tasvip ettiği şeylere de (takrir) “el-ehadisü’t-takririyye” denilmiştir (Ebü’l-Bekā, s. 370, 402)

Hadis-i Şerifler Hakkında Genel bilgiler

hadis-i şerifler
Hadis-i Şerifler Hakkında Genel bilgiler

Hadis alimleri, Hz. Peygamber’in yaratılışıyla ilgili özelliklerini (şemail) ve ahlaki vasıflarını da hadisin kapsamı içine almışlardır. Kendi sözleri hakkında hadis kelimesini ilk defa Resul-i Ekrem’in kullandığı anlaşılmaktadır. Nitekim Ebu Hüreyre’nin, kıyamet gününde kendisinin şefaatine ilk önce kimin nail olacağını sorması üzerine Resulullah, “Ey Ebu Hüreyre! Hadise olan merakını bildiğim için bu hadis hakkında ilk soruyu senin soracağını tahmin ediyordum” demiştir (Buhârî, “ʿİlim”, 33; “Riḳāḳ”, 51)

Eski anlamındaki kadimin zıddı olan hadis kelimesi (çoğulu ehadis) tahdis masdarından isim olup “haber” mânasına gelir.

İnsana uyanıkken veya uykuda duyurulmak yahut vahyedilmek suretiyle iletilen her söze, ayrıca anlatılan kıssaya (“hadîsü Mûsâ” [Tâhâ 20/9; en-Nâziât 79/15], “hadîsü’l-cünûd” [el-Burûc 85/17]) ve yapılan konuşmaya da hadis-i şerif denmektedir.

Çeşitli ayetlerde Kuran-ı Kerim’den “haze’l-hadis” (el-Kehf 18/6; en-Necm 53/59; el-Vâkıa 56/81), “ahsenü’l-hadis” (ez-Zümer 39/23) diye bahsedilmektedir.

Hz. Peygamber de Kur’an’ı ifade etmek üzere “ahsenü’l-hadis, hayrü’l-hadis, asdaku’l-hadis” tabirlerini kullanmıştır (Buhârî, “Edeb”, 70, “İʿtiṣâm”, 2; Müslim, “Cumʿa”, 43; Nesâî, “Ṣalâtü’l-ʿîdeyn”, 22).

Kuran-ı Kerim’de hadis ile ilgili ayetlerin bazıları

“Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!”(Kehf/6)

“Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?”(Necm/59)

“Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?”(Vakıa/81)

Peygamber Efendimizin Söylediği Hadis-i Şerifler Vahiy midir?

Yüce Allahımız bazı ayeti kerimelerde bize bu konuda bilgiler vermektedir.

“Ve o, hevasından* konuşmaz.”(Necm/3)

“Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.”(Necm/4)

“Allah ve Resulü bir işte hüküm verdiği zaman, erkek-kadın hiçbir mümin için kendi işlerinde seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzab/36)

“Sizin için Allah’ın Resulünde alınacak güzel bir örnek vardır.” (Ahzab/21)

“Ey iman edenler! Allah ve Resulü size hayat verecek hakikatlere sizi davet ettiğinde ona icabet edin.” (Enfal/24)

“Peygamber size ne verirse onu alınız, o sizi neden men ederse onu terk ediniz. Allah’a karşı gelmekten sakınınız. Muhakkak ki Allah’ın cezası pek çetindir.” (Haşir/7)

Hadis-i Şerifler Nasıl Toplanmıştır?

Hulefa-yi Raşidin’in herhangi bir konunun cevabını Kuran’da bulamadığı zaman hadislere başvurduğu, konuyu çözücek olan hadislerin mevcut olup olmadığını anlamak için sahabelerle istişare ettiği bilinmektedir(Buhârî, “Ṭıb”, 30; Müslim, “Selâm”, 98; Ebû Dâvûd, “Ferâʾiż”, 5; Tirmizî, “Ṭalâḳ”, 23; Dârimî, “Muḳaddime”, 20).

Hz. Ömer’in Kadi Şüreyh’e çözümünü Kuran’da bulamadığı bir mesele için Resulullah’ın sünnetine başvurmasını emrederdi(Dârimî, “Muḳaddime”, 20)

Hz. Peygamber’in vefatından sonra hadislerin kabulünde daha titiz davranma gereğini duyan Hulefa-yi Raşidin ve önde gelen sahabeler, Resulullah’tan bizzat duymadıkları bir hadisi rivayet edenlerden ya Hz. Ömer’in yaptığı gibi o hadisi Allah’ın resulünden duyan bir şahid getirmelerini istemiştir(Buhârî, “İstiʾẕân”, 13, “İʿtiṣâm”, 13)

Hz. Ali’nin yaptığı gibi hadisi Hz. Peygamber’den duyduğuna dair yemin ettirmiştir(Müsned, I, 2, 10)

Hz. Aişe’nin yaptığı gibi ravisinin iyi öğrenip öğrenmediğini anlamak için aradan uzun zaman geçtikten sonra tekrar sorarak hadisi kontrol etmiştir(Müslim, “ʿİlim”, 14)

Hz. Ebu Bekir’in Resulullah’tan duyan sahabelerden derleyip yazdığı 500 hadisi yakması, rivayet sırasında bir hata yapılmış olabileceği endişesinden kaynaklanmıştır(Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, s. 5)

Hadisler Nasıl Yazılmaya Başlanmıştır?

Hz. Peygamber’in hadisleri yazmak isteyen herkese izin vermediği bilinmekle birlikte onun hadisleri yazmayı kesinlikle yasakladığını söylemek de mümkün değildir. Nitekim Abdullah b. Amr b. As gibi okuma yazma bilen genç ve dikkatli sahabelerle (Müsned, II, 403; İbn Kuteybe, s. 365-366) hafızasının zayıflığından şikayet edenlere (Tirmizî, “ʿİlim”, 12; Hatîb, Taḳyîdü’l-ʿilm, s. 65-68) hadisleri yazma konusunda izin vermiş, bir konuşmasının yazılıp kendisine verilmesini isteyen Yemenli Ebu Şah gibi kimselerin isteklerini de reddetmemiştir (Buhârî, “Luḳaṭa”, 7, “Diyât”, 8).

Daha sonraki yıllarda ise ayetlerin çoğunun nazil olması, bunların yazımında gerekli titizliğin gösterilmesi, Kuraan hafızlarının çoğalması, müslümanların ekseriyeti tarafından Kuraan üslubunun kavranması ve artık kendi sözlerinin Kuran’la karışması ihtimalinin veya hadisle meşgul olup Kuran’ı ihmal etme endişesinin kalmaması üzerine hadisleri yazmak isteyenlere izin vermiştir (Tirmizî, “ʿİlim”, 12; Dârimî, “Muḳaddime”, 43)

Vefatından bir müddet önce Resulullah’ın müslümanlara doğru yoldan ayrılmamaları için bir mektup yazmayı düşünmesi (Buhârî, “ʿİlim”, 39) ve sözlerinin Ebu Şah için yazılmasına izin vermesi, onun hayatının son döneminde de hadislerin yazılmasına karşı olmadığını göstermektedir.

Resul-i Ekrem’den bu konuda izin alan sahabeler duyup öğrendikleri hadisleri hem ezberlediler hem de yazdılar (Müsned, II, 403). “Sahife” adıyla anılan bu belgeleri kaleme alan sahabeler arasında, 1000 civarında hadis ihtiva eden eṣ-Ṣaḥifetü’ṣ-ṣadıḳa’nın sahibi Abdullah b. Amr b. As başta olmak üzere Sa‘d b. Ubade, Muaz b. Cebel, Ali b. Ebu Talib, Amr b. Hazm el-Ensari, Semüre b. Cündeb, Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdullah, Abdullah b. Ebu Evfa ve Enes b. Malik bulunmaktadır.

Ebu Musa el-Eş‘ari’den oğlunun, ondan da torununun rivayet ettiği, Müsnedü Büreyd adıyla tanınan kırk hadislik cüz de burada zikredilmelidir (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 541, vr. 136a-174b)

Hz. Peygamber devrinde hadislerin yazılmasıyla ilgili olarak “Kitabetü’l-ilm” adıyla bir bab açan Buhari’nin (“ʿİlim”, 39), aksi görüşe dair bilgi nakletmemesine bakarak Asr-ı saadet’te hadislerin yazıldığı kanaatini taşıdığı söylenebilir. İlk devirlerde hadislerin kitap haline getirilmesi durumunda onların Allah’ın kitabına denk tutulacağı veya Kuran’dan çok hadislerle meşgul olunacağı endişesini taşıyanlar hadislerin ezberlenmesini tavsiye etmiş, daha müsamahakâr olanlar ise ezberlemeden önce yazılabileceğini, fakat ezberledikten sonra yazılı metinlerin imha edilmesi gerektiğini söylemişlerdir (Hatîb el-Bağdâdî, Taḳyîdü’l-ʿilm, s. 58-63)

Kaynak : https://islamansiklopedisi.org.tr/hadis

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu