Hadis-i Şerifler

Duanın Fazileti Hakkında Hadisler

Duanın Fazileti

Peygamberimiz diyor ki: “Dua Mü’minin silahıdır, dinin direğidir ve yerin nurudur.”1

Dua ibadettir.” Peygamberimiz (s.a.v.) bu sözü söyledikten sonra şu ayeti okumuştur: “Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”(Mümin/60)

“Darlık zamanında Allah’ın, kendisine yetişmesini isteyen kimse, genişlik zamanında çok dua etsin.”
“Genişlik zamanında dua etmek kadar Allah’ın hoşuna giden bir şey yoktur.”3
”Hiçbir Müslüman yoktur ki, bir günah ve yakınlarla ilgiyi kesme isteği olmayan bir dua ile Allah’a niyaz etsin de, Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya isteğini yerine getirir, yahut onun isteğini ahireti için saklar; yahut da duasının dengi olan bir kötülüğü ondan savar.” Dediler ki o halde çok dua edelim.” Buyurdu ki: Allah da çokça kabul eder.”

“Kul “Ya Rabbi! Ya Rabbi!” dediği zaman Allah der ki: Lebbeyk (geldim) kulum. İste; istediğin verilecektir.”4

Kulum, ben sana bana dua etmeni emretmiş ve duanı kabûl edeceğime söz vermiştim. Bana dua ediyor muydun?
Evet ya Rabbi! der.


Ama ben senin her duana cevap vermedim. Falanca gün başına gelen bir üzüntüyü kaldırmam için bana yalvarmıştın. Ben de o üzüntüyü kaldırıp seni sevindirmemiş miydim?
Evet ya Rabbi!


O duanı dünyada kabul ettim. Falanca gün de yine başına gelen bir sıkıntıyı açmam için bana yalvarmıştın; fakat sıkıntının açıldığını görmemiştin.
Evet ya Rabbi!


İşte o duana karşılık sana cennette şunu şunu hazırladım. Falanca gün de bir dileğini yapmamı istemiştin, yaptım.
Evet ya Rabbi!
Onu da sana dünyada verdim. Falanca gün de bir muradını vermemi istemiştin; muradın yerine gelmemişti.


Evet ya Rabbi!
işte onun yerine de sana cennette şunu şunu verdim.
Allah’ın Rasûlü şöyle, devam etti: “Hasılı, Allah Mü’min kulunun yaptığı dualardan hiçbirini bırakmaz: hepsini sayar.

Bunları dünyada kul için yaptığını veya ahirete bıraktığını söyler. O makamda Mü’min, “Keşke dünyada hiçbir dileğim yerine getirilmeseydi de, hepsi ahirete bırakılsaydı der.
“Allah fazlı kerem sahibidir. Bir adam ellerini O’na kaldırsa, onları boş olarak geri çevirmekten utanır.”

“Ebu Zerri’l-Gıfari (r.a.) yoluyla gelen bir kudsi hadiste Yüce Allah şöyle diyor:

“Ey kullarım! Ben kendi nefsime zulmü yasakladığım gibi, size de yasakladım. Birbirinize zulmetmeyiniz. Ey kullarım! Hepiniz yoldan sapmışsınız; ancak benim hidayet ettiğim doğru yoldadır. Öyleyse benden hidayet dileyin ki, size hidayet edeyim. Ey kullarım! Hepiniz açsınız; yalnız benim doyurduğum toktur.

Öyleyse benden yemek isteyin ki sizi doyurayım. Ey kullarım! Hepiniz çıplaksınız; yalnız benim giydirdiğim çıplak değildir. Öyleyse benden giyim isteyiniz ki, sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece gündüz hata işliyorsunuz; ben ise bütün günahları bağışlıyorum. Öyleyse benden mağfiret dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Siz bana yarar verecek bir şey bulamazsınız ki bana yarar veresiniz Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz sizden en muttaki olan bir kişinin kalbi (gibi takva) üzere olsaydı, bu benim mülküme hiçbir şey katmazdı.

Ey kullarım! Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz sizden en kötü bir kişinin kalbi (gibi şer ve günah) üzere olsaydı, bu da benim mülkümden hiçbir şey eksiltmezdi. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz hep bir alanda durup da benden dilekte bulunsalardı ve ben de herkesin istediğini verseydim, bu da benim huzurumda bulunan (servet ve nimet)den, iğne denize sokulduğu zaman denizden ne kadar eksiltirse, o kadar bir şey eksiltirdi (yani asla bir şey eksiltmezdi), Ey kullarım! İşte amelleriniz; ben onları sizin için hesap ediyorum; sonra onların karşılığını size tastamam veriyorum. O halde kim bir hayır bulursa, Yüce Allaha hamd etsin; kim hayırdan başka bir şey bulursa, kendisinden başkasını ayıplamasın.”6

Bir diğer kudsi hadis de şöyledir: “Ben kulumun, benim hakkımdaki zannı üzereyim. Kulum beni çağırınca hemen yanındayım.”6
“Bir kimseye fakirlik erişir de onu insanlara söylerse, fakirliği giderilmez. Ama birine fakirlik erişir de onu Allaha söylerse, Allah ona er veya geç bir rızık verir.”7

Peygamber Efendimiz buyuruyor: “Kaza ancak dua ile geri çevrilebilir,8 ömrü de ancak iyilik uzatır,9 başka bir şey ömrü uzatamaz ve kişi yaptığı (günah) yüzünden rızıktan mahrum edilir”10

Dua İbadetin Beynidir

dua i̇badetin beynidir
Dua İbadetin Beynidir

“Hiçbir tedbir, Allah’ın kaderini önlemez ama dua, inmiş ve inecek her şeye yararlıdır. Bela inerken dua onu karşılar, kıyamet gününe kadar birbiriyle kapışırlar.” “Dua ibadetin beynidir.”

Kul ile Allah arasında bir bağ olan duayı, ibadetin beyni sayan Peygamber (s.a.v.), Allah’a göre duadan daha üstün bir şey olmadığını söylemiştir.11

Dua ibadetin beynidir. Çünkü Cenâb-ı Hak “Bana dua edin; kabul edeyim” diyor. Dua eden kimse, önce Allah’ın emrini yerine getirmiş olur. Sonra dua eden, Allah’a inandığı için dua etmektedir. Allah’tan başka her şeyden yüz çevirip, işini yalnız Allah’tan beklemektedir. Yalnız O’na güvenmekte, mutlak kudretin O’na ait olduğunu bilmektedir. Bu inanç ise tevhidin özüdür.

Dua eden kul, Allah’ına yaklaşmıştır. Ruhu, Allah ile çok yakın ilgi kurmuştur. Zaten ibadetin aslı da Allah’a yaklaşmaktır.
Yüce Allah, Yusuf suresinde Hz. Yakub’un, gönülden Allah’a bağlanışını, her şeyi O’na havale edip, O’ndan asla ümit kesmeyişini bize örnek olarak anlatmaktadır: “Ben Allah’tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim. Ey oğullarım! Gidin Yusuf’u ve kardeşini arayın; Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira Allah’ın rahmetinden ancak inkarcı millet ümit keser”12

Kaynaklar :

  • 1- Hakim.
  • 3- Tirmizi.
  • 4- ibn Ebi’d-Dünya.
  • 5- Müslim.
  • 6- Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, İbn Mace
  • 7- Zebu Davud, Tirmizi, Hakim
  • 8- Bunun manası şudur: Allah’a dua ve niyaz, O’nun merhametini celbeder. Bu suretle Allah’ın kazası hafifletilmiş olur, musibetler azalır, acılar diner. Örneğin; Allah bir yere bir fırtına afeti takdir etmiş olsa, kul musibetin defi için dua etse, dua Allah’ın takdirinin aslını değiştirmez. Afet, Allah’ın takdir ettiği üzere gelir ama Allah’ın rahmetiyle afetin etkileri, bırakacağı tesirler değişir. Rahmet, fırtınanın şiddetini azaltır. Kaderde bir afet olan bu fırtına, sonunda dua bereketiyle serin bir rüzgar oluverir. Yahut takdir edilen ağır bir hastalık, yapılan dua yüzünden hafif geçer, iyiliğe döner. Yani Allah’ın kazası tümden kalkmaz, şekli ve etkisi değişir.
  • 9- Salih amel işlemek, sadaka vermek, akrabayı ziyaret etmek ömrü bereketlendirir, sağlık ve mutluluk getirir.
  • 10- Yani günah rızkı daraltır, bereketi kaldırır. “Şükrederseniz (ni’metimi) artırırım”ayeti de bunu bildirmektedir.
  • 11- Tirmizi, De’avat, 1.
  • 12.Yusuf suresi, Ayetler: 86-87.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu