Dualar

Dua Etmenin 10 Adabı

Dua Etmenin 10 Adabı Dua, bir ibadet olduğu için bir takım adabı vardır. Hüccetül-islam İmam Gazali rahmetullahi aleyh’e göre; duanın 10 adabı vardır.

Dua Etmenin 10 Adabı

dua etmenin 10 adabı
Dua Etmenin 10 Adabı

1- Şerefli gün ve vakit gözetmek.
2- Şerefli ve mübarek hal gözetmek.
3- Kıble’ye dönmek.
4- Hafif sesle dua etmek.
5- Dua’nın secili olmasına gayret etmemek.
6- Tevazu ve huşu ile dua etmek.
7- Duanın kabul olunacağına tam manasıyla inanmış olarak, Allahu Teala’nın yardımına inanmak.
8- Israr ile isteğini üç defa tekrar etmek.
9- Duaya, Allahu Teala’nın ismiyle başlayarak, istek kısmını biraz ertelemek.
10- İç temizliği: Yani, tevbe etmek, haksız bir şekilde başkasından aldıklarını geri vermek ve bütün varlığı ile Cenab-ı Hakk’ın kulluğuna yönelmek.

  • Allahu Teala’ya samimiyyetle yönelmek:

Cenab-ı Hakk’a yalvanrken, O’ndan isterken; ihlas ve samimiyyet göstermek gerekir. Zira ihlas, duanın canı gibidir, ihlasdan yoksun olan dua, ruhsuz cesede benzer. Dua edenin dili başka, kalbi başka şey söylememeli, duasını gönülden hissetmeli ve davranışlarıyla gönlünde hissettiğini göstermelidir

  • Kıble’ye yönelmek:

Kıble, Ka’be-i Muazzama’nın bulunduğu yöndür. Dua ederken de Kıble’ye yönelmek pek güzel bir
davranıştır.

  • Duanın kabul edileceğine kesinlikle ve gönülden inanmak:

Dua ederken; Allahu Teala Hazretleri’ne güvensizlik manasına gelebilecek söz ve davranışlardan sakınmak; isteğin hemen kabul edilmesine ve karşılığının bu Dünya’da verilmesine dair bir arzuya kapılmamak gerekir.

Rasulullah) sallallahu aleyhi ve sellemı Efendimiz mealen şöyle buyurmuştur: “Kabul olunacağına yakinen inanmış bir halde dua edin. Gafil kalpten kopup gelen hiçbir duayı Allahu Teala’nın kabul etmeyeceğini iyi bilin!”

O halde; Dua ettim de kabul olunmadı! deyip de güven hissini sarsmadıkça, isteğin hemen verilmesi hevesine kapılıp da sabırsızlanmadıkça, dualar kabul olunur. Çünkü, böyle olduğunu Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz müjdelemiştir.

  • Helal kazanmak, helal yiyip-lçmek:

Mallarımızda ve midede haram olmaması gerekir. Zira Allahu Teala Hazretleri, Bakara suresinin 168. ayetinde: “Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz olan yiyeceklerden yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.” buyurmuştur.

Sa’d bin Ebi Vakkas radıyallahu anhüm bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Ya RasulAllah, dua buyurun da, Allahu Teala benim duamı kabul etsin!” dedi.

Bunun üzerine, Rasûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu: “Duanızın kabul olunması için helal lokma yiyiniz! Çok kimseler vardır ki, yedikleri ve gıydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler! Böyle dua nasıl kabul olunur?”

  • Günahları terk etmek; tevbe etmek, günah işlememek:

“Onlar, utanç verici bir iş yaptıkları ya da kendi nefislerine bir kötülük ettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp hemen günahları için bağışlanma isteyenlerdir. Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Üstelik onlar, yaptıkları kötülük üzerinde bile bile ısrar etmezler.”(Ali İmran/135)

  • İstekleri kesin bir şekilde belirtmek:

Dua ederken: “Allah’ım! şu isteğimi dilersen ver!” denmez. Kesin bir dille: “Allah’ım! şu isteğimi ver” denmelidir. Çünkü Allahu Teala Hazretleri her şeye Kadir’dir, Tek ve Mutlak Hakim’dir.

  • Kafiyeli cümleler yapmaya uğraşmamak:

En güzel dua, gönülden geldiği gibi, samimi bir şekilde dua etmektir. Kafiyeli cümleler yapmaya uğraşıldığında, bu samimiyetin bozulmasından korkulur.

  • Bağırıp çağırmadan, hafif sesle dua etmek:

Allahu Teala Hazretleri, Kaf suresinin 16’ncı ayetinde buyurduğu üzere, bize “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” O halde, bağırıp çağırmaya, haddi aşmaya hem ihtiyaç, hem de haddimiz yoktur. Duada sesin tonu az ve ısrarımızı ifade edecek şekilde olmalıdır. Ancak, alacaklı gibi davranmamalı, kul olduğumuzu akıldan asla çıkarmamalıdır.

  • Ellerin İçini, hafifçe yüze meyilli bir şekilde kaldırmak:

Dua sırasında, ellerin uçları omuz hizasına ve koltuk altları görünecek kadar kaldırılır. Eller kaldırılırken de “Amin” Denir. Dua ederken, gözler semaya çevrilmez.

  • Duaya, “Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb.” diye başlamak:

Eller kaldırılırken söylenir. Ardından Allahu Teala’ya hamd edilir, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salat ve selam okunur.

  • Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “vesile ederek” dua etmek:

Duaya Eûzü-Besmele, Hamdele ve Salvele ile başlayıp Salvele ile bitirmek Sünnet-i Seniyye’dendir. Cenâb-ı Hakk, Aleyhi’s-salât-ü ve’s-selâm Efendimiz’e olan salâvâtı kabûl buyurur. Duanın evveli ve sonu kabul olunca, ortasında istenen şeyin de kabul edilmesi, red edilmemesi umulur.

  • Diğer mü’minler için de dua etmek:

Kişi, kendi şahsı için dua ettikten sonra anababası ve diğer mü’min kardeşleri için de dua etmelidir. Zira dua umumi olursa, icabete daha yakın olur. Bu sebepten ötürü duayı tahsis etmemek, bütün mü’minlere teşmil etmek lazımdır.

Dua umumi olur ve bütün mü’minlere teşmil edilirse; içlerinde elbette icabete müstahak bir kimse bulunur. Onlardan biri hakkındaki duayı kabul buyuran Allahu Teala, dua eden kulun duasını da kabul eder.

  • Meşru şeyler istemek:

Mesela: “Allah’ım! Bana falancı kişinin evi gibi bir ev ver!” diye dua etmek caiz değildir.

  • Hem kendimiz, hem de başkaları için iyi şeyler istemek:

Beddua (Allahu Teala’nın intikam, gazab ve cezasını isteyerek dua etmek) caiz değildir, Cevaz verildiği haller çok azdır.

  • Sağ iseler; ana babanın duasını almak, onlara iyi davranmak:

Bu, Allahu Teala’nın emridir. İsra suresinin 23’üncü ayetinde şöyle buyurmuştur: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”

  • Gösterişten uzak, sırf İlahi Rıza’yı gözeterek tevazu ve huşu içinde dua etmek:

Kul; kendini aciz, muhtac, günahkar görmelidir. Zira her an Allahu Teala’nın rahmetine, mağfiretine muhtactır. Cenab-ı Hakk, kendisine dua edip boyun bükenleri, yalvarıp sızlayanları sever. Kula düşen, sıhhat, afiyet, mağfiret için yalvarmaktır. “Rabbinize için için yalvararak gizlice dua edin. O, aşırılık yapanları sevmez.”(Araf/55)

  • Korku ve ümit ile dua etmek:

Dua ederken korku ile ümit birlikte olmaIıdır. Çünkü sadece korku; kişiyi Allah’ın rahmetine güvenmeye ve neticede insanı “tükeniş”e götürür. Sadece ümid ise, ruh hayatını tembelleştirir.

  • İsteği, ısrarla üç kere tekrarlamak:

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in dua ettikleri zaman; üç, bazen de yedi defa tekrarladıkları ve buna yedi vakit devam ettikleri rivayet edilmiştir.

  • Uzun ve teferruatlı dua etmemek:

Buna, “itnab’dan kaçınmak” denir. Rasûl-i Ekrem Efendimiz; ıtnab’ı ”duada azgınlık” olarak nitelendirmiştir. Çünkü dua; Kelime ve ses işi değil, Ruh ve samimiyyet işidir.

Cenab-ı Hakk, gönlümüzdeki Allah Aşkı’na ve samimiyete bakar. O halde, dua ederken dökülecek bir iki damla samimi gözyaşı ile kazanılacak şey, saatlerce dua etmekten daha çoktur.

  • Netice için acele etmemek:

Dualar, karşılıksız kalmaz. Duada istediğimiz şey gecikiyorsa; Ya kendimizde bir noksanlık vardır; onu arayıp bulmak ve gidermek lazımdır. Veya, bu gecikmede bir İlahi Hikmet vardır. Çünkü dualar ya hemen kabul olunur veya kişi için Ahiret azığı olur yahud kişinin başından büyük bir musibeti uzaklaştırır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Acele etmedikçe ve adabına uygun şekilde dua ettikten sonra, herhangi birinizin duası kabul olunur.”

  • Her halde dua etmek:

Kul, her zaman Yüce Yaradan’ı Allahu Teala hazretlerine muhtaçtır. O halde, sıkıntılı zamanlarında olduğu gibi, bolluk, rahat ve sıhhat dolu günlerinde de dua etmelidir.

  • Amin demek:

Kişinin, kendi duasına da ”Duamı Kabul et yarabbi” demesi gerekir. Zira bir hadis-i şerifte; “Şayet bir dua amin lafzı ile son bulursa o kimseye Cennet vacib olur.” buyurulmuştur.

  • Dua bitince ellerle, yüzü mesh etmek:

Cenab-ı Hakk’a açılan ellere feyz ve bereket indirildiği için, bundan faydalanmak için, ellerle yüzü mesh etmek gerekir.

  • Şerefli gün ve vakitleri gözetmek:
ramazanı şerif
Şerefli gün ve vakitleri gözetmek

Seher vakti, Cum’a günü, Arefe günü, Kandil geceleri ve Ramazan-ı şerif’i dua etmek için bir fırsat bilmelidir.

  • Şerefli ve mübarek halleri gözetmek:

Ezan ile Kaamet arası, oruclu iken ve secde’de dua etmek kaçınılmaz birer fırsattır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu